Sayın Adnan Oktar’ın 18 Mayıs 2018 tarihli Canlı Sohbetler yayınından.
Sayın Adnan Oktar’ın 18 Mayıs 2018 tarihli Canlı Sohbetler yayınından.
01:00 Videolar
00:56 Videolar
00:49 Videolar
01:36 Videolar
01:51 Videolar
01:45 Videolar
01:14 Videolar
00:37 Videolar
01:33 Videolar
00:55 Videolar
02:44 Videolar
00:31 Videolar
01:19 Videolar
29:34 Videolar
HD 47:41 Videolar
09:20 Videolar
05:26 Videolar
04:41 Videolar
04:03 Videolar
03:35 Videolar
02:36 Videolar
03:27 Videolar
05:44 Videolar
04:50 Videolar
03:20 Videolar
Bu videoda zaman ve mekan kavramlarının fiziksel birer gerçeklikten ziyade, zihinde meydana gelen birer algı olduğu izah edilmektedir. Dış dünyada zamanın akışı veya mekanın genişliği gibi bir durumun bulunmadığı, bunların tamamen beynin yorumlama kapasitesine bağlı olduğu vurgulanmaktadır. İzleyiciler, algıların izafiliğini kavrayarak maddenin ardındaki gerçekliği daha derin bir perspektifle değerlendirme imkanı bulmaktadır.
Dış dünyada zamanın akışı olarak tanımlanan süreç, beyinde meydana gelen bilgilerin arka arkaya dizilmesiyle oluşan bir inançtır. Bir olay gerçekleştiğinde hafızada bir önceki an ile şu an arasında bir boşluk oluşur ve bu durum zaman algısını meydana getirir.
Mekan, dış dünyada sabit bir boyut değil, beynin yorumladığı bir derinlik algısıdır. Bu yüzden aynı madde farklı gözlemciler tarafından çok büyük veya mikroskobik ölçekte görülebilir, bu da mekanın mutlak bir gerçeklik değil algıya bağlı bir kavram olduğunu gösterir.
Maddenin ardındaki sır, algıladığımız dünyanın aslında beynin içinde meydana gelen bir görüntü olduğunu ifade eder. Bu gerçeği kavramak, insanın sadece Allah'ın yarattığı görüntüleri seyrettiğini ve tek mutlak varlığın Allah olduğunu anlaması açısından çok önemlidir.
Dış dünyada fiziksel bir zaman veya mekanın var olmadığı, bunların sadece zihinsel birer yorumdan ibaret olduğu, algıların derinlik ve boyut gibi özellikleri beyin tarafından oluşturulduğu için anlaşılır.
Bu videoda zaman ve mekan kavramlarının fiziksel birer gerçeklikten ziyade, zihinde meydana gelen birer algı olduğu izah edilmektedir. Dış dünyada zamanın akışı veya mekanın genişliği gibi bir durumun bulunmadığı, bunların tamamen beynin yorumlama kapasitesine bağlı olduğu vurgulanmaktadır. İzleyiciler, algıların izafiliğini kavrayarak maddenin ardındaki gerçekliği daha derin bir perspektifle değerlendirme imkanı bulmaktadır.
Dış dünyada zamanın akışı olarak tanımlanan süreç, beyinde meydana gelen bilgilerin arka arkaya dizilmesiyle oluşan bir inançtır. Bir olay gerçekleştiğinde hafızada bir önceki an ile şu an arasında bir boşluk oluşur ve bu durum zaman algısını meydana getirir.
Mekan, dış dünyada sabit bir boyut değil, beynin yorumladığı bir derinlik algısıdır. Bu yüzden aynı madde farklı gözlemciler tarafından çok büyük veya mikroskobik ölçekte görülebilir, bu da mekanın mutlak bir gerçeklik değil algıya bağlı bir kavram olduğunu gösterir.
Maddenin ardındaki sır, algıladığımız dünyanın aslında beynin içinde meydana gelen bir görüntü olduğunu ifade eder. Bu gerçeği kavramak, insanın sadece Allah'ın yarattığı görüntüleri seyrettiğini ve tek mutlak varlığın Allah olduğunu anlaması açısından çok önemlidir.
Dış dünyada fiziksel bir zaman veya mekanın var olmadığı, bunların sadece zihinsel birer yorumdan ibaret olduğu, algıların derinlik ve boyut gibi özellikleri beyin tarafından oluşturulduğu için anlaşılır.