"Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Tebliğ Mektupları" Belgeselinden
PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN BİZANS İMPARATORU HERAKLİUS'A GÖNDERDİĞİ TEBLİĞ MEKTUBU
Bizans tarihinde 600'lü yıllar ülkenin iktisadi, mali ve sosyal bakımdan en kötü dönemiydi. İmparatorluk ekonomisi çökmüş, yönetim zayıflamış ve iç çekişmeler baş göstermişti. Aşırı vergiler köylüleri güçsüzleştirmişti. Güçlü bir aristokrat sınıfı devlete meydan okuyordu. İdari mekanizma otoritesini kaybetmiş, ücretli askerlerle ayakta tutulmaya çalışılan ordu da başıbozukluk hakim olmuştu. İmparatorluğun varlığını sürdürecek gücü ve imkanı kalmamıştı. Bu nedenlerle Bizans Kralı Heraklius, ordunun masraflarını karşılayabilmek için kiliselerdeki altın ve gümüşten yapılmış süs eşyalarının eritilip paraya çevrilmesini emretmişti. Pek çok vali, Kral Heraklius'a isyan etmiş, imparatorluk parçalanma noktasına gelmişti. Ve imparatorluk ordusu 613 yılında Antakya yakınlarında İranlılara karşı ağır bir yenilgiye uğradı.
Bu yıllardan sonra Bizans imparatorluğu aleyhine başka olaylar da gerçekleşti. Ancak Heraklius, ülkenin kurtuluşu için ciddi değişiklikler yaparak kısa sürede toparlanmasını sağladı. İmparatorluğun bu toparlanma döneminin ardından Bizans, İranlılara karşı gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra M. S. 627 Yılının Aralık ayında aralarında bir savaş daha yaşandı. Bu savaşta İran ağır bir yenilgiye uğradı. Heraklius, İranlılara karşı kazandığı parlak zaferden dolayı büyük bir ihtişam içinde Kudüs'e geldi. İşte bu dönemde Peygamber Efendimiz (sav)'in tebliğ mektubu elçiler aracılığıyla kendisine ulaştırıldı. Mektupta şunlar yazıyordu:
“Bismillahirrahmanirrahim. Allah'ın kulu ve elçisi Muhammed'den, Bizanslıların büyük reisi Heraklius'a. Selam hakikat yolunu izleyene olsun. İlave edeyim ki seni bütün olarak İslam'a davet ediyorum. İslam'ı kabul et ki felah bulasın. İslam'ı kabul et ki Allah değerini iki kat artırsın. Ama eğer kaçınırsan tebaanın günahı da senin üzerine yüklenecektir. Ve siz Ey Kitab-ı Mukaddes’in insanları, Ey Ehli Kitap, sizinle bizim aramızda aynı olan bir söze doğru geliniz, ki biz ancak Allah'a taparız, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayız ve aramızda kimse kimseyi Allah'ın dışında sahip edilmez. Şimdi eğer kaçınırlarsa şöyle deyiniz: Şahit olun biz Müslümanlardanız, Allah'a teslim olanlarız.”
Peygamberimiz (sav) tebliğ mektubunu şu ayetle sonlandırmıştı:
“De ki: Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı Rabler edinmeyelim. Eğer yine yüz çevirirlerse deyin ki: Şahit olun biz gerçekten Müslümanlarız.” (Al-i İmran Suresi, 64)
Heraklius gelen elçiyi çok iyi karşıladı. Heraklius Peygamberimiz (sav) hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyordu. Bu nedenle o bölgede onu tanıyan bir kimse varsa huzuruna getirilmesini istedi. O sırada Kureyşi'lerden bir ticaret kafilesi orada bulunuyordu. Heraklius onları karşılamak için tacını giydi, tahtına oturdu. Bizans'ın büyük devlet adamları imparatorun etrafına sıralanmışlardı. O esnada orada bulunan ticaret kafilesi imparatorun huzuruna getirildi. Heraklius, Kureyş kafilesine içlerinde Hz. Muhammed (sav)’e soyca yakın biri olup olmadığını sordu. Ve aralarında dikkat çekici şu konuşma yapıldı:
“İçinizde Peygamber Ailesinin mevkii nasıldır?”
“Muhammed (sav) asil bir ailedendir. Ondan evvel aileniz içinde Peygamberlik iddiasında bulunan oldu mu?”
“Hayır olmadı.”
“Aileniz içinden hükümdar çıktı mı?”
“Hayır çıkmadı.”
“Ona tabi olanlar artıyor mu, eksiliyor mu?”
“Artıyor.”
“Onun dinine girdikten sonra çıkan var mıdır?”
“Hayır, yoktur.”
“Peygamberlik davasından önce bu zatın hiç yalan söylediğini görmüş müydünüz?”
“Asla.”
“Sözünde durmadığı hiç oldu mu?”
“Hayır.”
“Peygamberin size emirleri, tavsiyeleri nelerdir?”
“‘Yalnız Allah'a kulluk ediniz, O'na ortak koşmayınız, atalarınızın dinini bırakınız.’ diyor. Namaz kılmayı, zekat vermeyi, iffetli olmayı, doğru söylemeyi, akrabaya saygılı olmayı emrediyor.”
Bundan sonra Heraklius'un söylediği sözler, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in güzel ahlakının insanlar üzerindeki etkisini göstermesi açısından çok etkileyici bir örnektir:
“Peygamberin sülalesini sordum, asil bir aileden geldiğini söylediniz. Peygamberlerin soyu daima asil olur. Evvelce ailesi içinden hiç kimse böyle bir davada bulundu mu dedim, bulunmadığını söylediniz. Böyle olsaydı Hz. Muhammed'in davetini eski bir davanın devamı sayardım. Ailesi içinde hükümdarlık eden bir kimse gelmiş mi dedim, gelmedi dediniz. Bundan da onun servet ve saltanat arkasında koşmadığını anladım. Evvelce onun bir yalanını duydunuz mu sorumun cevabı hayır oldu. Onun yalan söylemediğine şehadet ettiniz. Ona uyanlar artıyor mu, eksiliyor mu soruma da daima artıyor dediniz. Hak dinde daima böyle olur. İman kalpte kökleşince bir daha çıkmaz. Hiç kimseyi aldattı mı dedim, peygamberin kimseyi aldatmadığını itiraf ettiniz. Hakiki peygamberler böyledir. Sizi neye davet ettiğini sordum, peygamberin sizi Allah'tan korkmaya, Allah'a kulluk etmeye, O'na ortak koşmamaya çağırdığını söylediniz. Eğer bu sözleriniz doğruysa ben de size haber vereyim ki pek yakın zamanda şu ayaklarımın bastığı yerler O Zat'ın olacaktır. Arabistan'a gidebilsem, onunla görüşmek için her türlü zahmete katlanırdım. Yanında olsaydım, kendi elimle onun ayaklarını yıkardım, suyunu dökerdim.”
Bu mektup ve karşılığında Heraklius'un tepkisi Peygamber Efendimiz (sav)'in tebliğ gücünün çok açık bir delilidir. Aynı zamanda da Ehli Kitab’a yapılacak tebliğde Kuran ayetlerinin ne derece etkili olduğunu gösteren hikmetli bir örnektir. Kutlu Peygamberimiz (sav), Hristiyanlara yazdığı tebliğ mektuplarında hep Kuran ayetlerini aktarmış, Kuran'da Allah'ın emrettiği, Ehli Kitap ile olması gereken ilişkileri ve diyalogları da emredilen şekilde yerine getirmiştir.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500