MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, YEDİ KULE ZİNDANLARI (12 EYLÜL 2011)
ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyon tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.
Bu akşamki canlı yayınımızı Yedikule Zindanları'ndan yapıyoruz.
Yedi Kule Zindanları, her tarihi yapı gibi bu eser de uzun ve tarihi bir öneme sahiptir. Önce sizlere zindanın tarihçesinden ve zaman içinde uğradığı değişikliklerden bahsedeceğiz. Ardından da Hz. Mehdi (as)’ın ilmi mücadelesi sırasında tutuklanmasını ve suçlu olmadığı halde hapse atılmak suretiyle faaliyetlerinin nasıl engellenmeye çalışacağını Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisleri ışığında inceleyeceğiz.
Yedikule aslında adı gibi bir zindan oluşturmak amacıyla değil, Bizans'a misafir gelen kralları ve yabancı sarayların mensuplarını ihtişamlı bir şekilde karşılamak için yapıldı. Türk Tarih Kurumu'nun yaptığı araştırmalara ve elde edilen tarihi verilere göre Altın Kapı'yı bir zafer takı olarak dönemin Bizans İmparatoru Teodosis inşa ettirdi. Teodosis'ten sonra tahta geçen oğlu da dört tane yüksek gözlem kulesinden oluşan bir kaleyi kapı ile birleştirdi.
İstanbul'un fethiyle Fatih Sultan Mehmet yapıya 3 kule daha eklemiş ve kule sayısı 7 olmuştur. Ayrıca kaleye surlar da ekletip kuleleri bağlayan Fatih Sultan Mehmet burada bir garnizon oluşturmuştur. Böylece Bizans ve Osmanlı uygarlıkları bütünleşmiş oldu. Yapının kronolojisine bakacak olursak önemli tarihler olarak şunları görüyoruz:
· 532'de Latin istilası sırasında Altın Kapı büyük zarar görmüştür ama onarımız sadece bir yılda tamamlanmıştır.
· 868'de Yedikule'deki mermerlerin oluşturduğu kulelerin arasında yer açılarak buralar hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır.
· 1458-1789 Yılları arasında Hazine-i Hümayun, Osmanlı hazinesi bu yapıda tutulmuştur.
· 1430-1800 Yılları arasında kuleler devlet hapishanesi olarak kullanılmıştır. 1766'da İstanbul'da olan deprem sonucu hasar görmüştür fakat onarılmıştır.
· 1851'de Abdülmecit döneminde hayvanat bahçesi olarak kullanılmıştır.
· 1871-1875 Yılları arasında Yedikule Kız Sanat Evi olarak kullanılmıştır.
· 1876'da ilan edilen 1. Meşrutiyet sürecinde hapishane olarak kullanılması istenmiş fakat bu gerçekleşememiştir.
· 1968'den beri Yedikule Zindanları İstanbul Hisarlar Müzesi Müdürlüğüne bağlanmıştır.
Dört tane Bizans imparatorlarının, üç tane de Fatih Sultan Mehmed'in yaptırdığı yedi adet kuleden adını alan bu tarih yapıtın her kulesine isim verilmiştir. Bu kulelerin isimleri ve kısa tarihçeleri şöyle:
Genç Osman Kulesi: Bu kulenin Osmanlı tarihinin en geç padişahlarından Genç Osman'ın adını alma nedeni aslında padişahın öldürüldüğü yerin bu kulenin ikinci katında olmasıdır.
Cephanelik Kulesi: Adından da anlaşılacağı gibi devlete bağlı olduğu süreçte cephane deposu olarak kullanılmıştır. Ayrıca iki hapishane dışında devlet suçlularının hapsedildiği zindanlardan da birisiydi. Yapıyı ziyaret ettiğinizde kirişle tutturulmuş ahşap katları görebilirsiniz.
3. Ahmet Kulesi: Bu kule günümüze kadar dayanamamış ve depremlerle yıkılmıştır. Padişah 3. Ahmet'in adını almasının sebebi, yapım ve onarımına bu padişah tarafından büyük katkı sağlanmış ve katlarının kirişlerle tutturulması sağlanmıştır.
Hazine Kulesi: Bu hisar bir dönem hazinelerin muhafaza edildiği yerdi. Devletin sahip olduğu bu hazine, Hazine Kulesi'nde tutulurdu. Fakat daha sonra 3. Murat'ın ölümünde hazine saraya aktarıldı. Kulenin tarihindeki bir diğer olay ise hemen yanında bulunan yanan kasrı köşkünde çıkan yangından etkilenmesi fakat daha sonra onarılmasıdır. Köşkün “yanan” sıfatını almasının sebebi de bu yangındır.
Zindan Kulesi: Kitabeler Kulesi adıyla da anılır. Zindan olarak kullanılan iki kuleden birisidir. İçinde bulunan ahşap katlar çıkan yangınlarda yanarak hasar görmüştür.
Top Kulesi: Yangında yanan bir diğer kuledir. Hapishane olarak da kullanılmıştır. Bayrak Kulesi, altın kapının üstündeki kuledir. 7 Kule arasında en sağlam olanıdır. Sancağın dalgalandığı yer olması nedeniyle yeniçeriler burada nöbet tutardı. Sağlamlığını günümüzde de korumaktadır. Altın kapıya doğru uzanan yolun adı Triumphalis yoludur. Bu yola kırmızı halı serilir ve misafir krallar burada karşılanırdı. İstanbul'un en eski mescidi Yedikule'nin yanındadır. Fatih Sultan Mehmet kule inşaatı sırasında mescidi de bu bölgeye yaptırmıştı.
Evet, 7 Kule Zindanları’nın tarihçesinden bu şekilde bahsettikten sonra, şimdi de Hz. Mehdi (as)’ın insanlar arasında kaybolacağı hapishane döneminden bahsedelim inşaAllah.
Hadislerden anlaşılacağı üzere Hz. Mehdi iftiralara maruz kalacak, haksız yere suçlanacak ve hatta hapsedilecek ve bu sebeple insanların gözünden uzun bir süre kaybolacaktır.
Ebi Abdullah Hüseyin bin Ali'den rivayet edildi: “Mehdi iki kez insanların gözünden kaybolacaktır. Bir seferinde o kadar uzun bir zaman görülmeyecek ki, kimisi onun öldüğünü, kimisi de bırakıp gittiğini zannedecek.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Hz. Mehdiyyil Ahir Zaman isimli kitabından, Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan el yazılı bir nüshasında mevcuttur.
Bir başka hadiste şu şekilde geçiyor:
“Âl-i Muhammed'in, Kaim'in, Hz. Mehdi (as)’ın iki gaybeti, hapis dönemi vardır. Birisi diğerinden daha uzundur” denilmektedir. (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 199)
Bu hadis ile Mehdi (as)’ın iki kez insanlardan ayrı kalacağı bildirilmiştir. Yani insanların gözünden uzak bir konumda olacaktır. Bu kaybolmaların birincisi kısa, ikincisi ise daha uzun olacaktır. Bu konuya işaret eden başka bir hadiste şu şekildedir:
“Bu kıyamın sahibinin, Hz. Mehdi (as)’ın iki gaybeti vardır. Bir gaybeti, hapiste kaldığı dönem o kadar uzayacak ki şöyle diyecekler; öldü. Bazıları diyecek ki, öldürüldü. Bazıları diyecek ki, gitti.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 198)
Mehdi (as)’ın gaybetleri muhteliftir. İlk gaybetinde insanlara zaman zaman görünecek, zaman zaman kaybolacak. Birinci gaybeti böyle devam edecektir. Muhtemelen bu çeşitli tutukluluk halleri şeklinde olacaktır. İkinci gaybeti ise uzunca ve kesintisiz olacaktır. Bu da uzun bir mahkumiyete veya sürgüne işaret ediyor olabilir.
Hz. Mehdi (as)’ın bu hapishane dönemi Peygamberimiz (sav) tarafından Hz. Yusuf (as)’ın sünnetine benzetilmiş ve şöyle işaret edilmiştir:
Ebu Basir der ki, “İmam Muhammed Bakır (ra)’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Bu gaybetin, (Mehdi (as)’ın) sahibinde dört peygamberin sünneti vardır. Dedim ki: ‘Hz. Yusuf'un sünneti nedir?’ Buyurdu ki: ‘Zindan ve gaybet.’” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 191)
Bu rivayette mahkumiyete açık bir şekilde işaret edilmektedir.
“Benim Ehl-İ Beyt’im, (Peygamber Efendimiz (sav)in, Hz. Mehdi dahil tüm torunları), Muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 14) (Kütüb-ü Sitte Muhtasarı, c.17, s. 556)
Bu rivayette de açıkça Hz. Mehdi (as)’ın sürgününe işaret edilmektedir. Tarih boyunca tüm elçiler ve salih müminler benzer sorunlara karşılaşmıştır. Allah bir ayetinde bunu şu şekilde buyuruyor:
Enfal Suresi’nin 30. Ayeti, şeytandan Allah'a sığınırım: “Hani o inkâr edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı…”
Ahirzamanda İslam ahlakının insanlar arasında yaygınlaşması için ilmen mücadele eden Hz. Mehdi (as)’ın böyle bir görev üstlenmişken kendi isteğiyle insanlardan ayrılmayacağı açıktır. Dolayısıyla Hz. Mehdi (as)’ın insanlardan uzak kalmasının kendi iradesi dışında zorla hapsedilmesiyle gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. Peygamberimiz (sav), “Hz. Mehdi (as)’a bu yüzden “Gaib” yani kaybolan, hapsedilen, hapsedilmek suretiyle insanların gözünden kaybolan” demiştir. Bu yüzden Hz. Mehdi (as)’ın lakabı ve isimlerinden biri Gaib'tir.
Yusuf Suresi’nde de Hz. Mehdi (as)’ın bu kayboluşuna işaret edilmektedir. Yusuf (as) da Mehdi gibi biri kısa, diğeri uzun, 2 defa insanların gözünden kaybolmuştur. Birincisinde Hz. Yusuf (as) kuyuya bırakılmış, kısa bir süre sonra oradan geçen kafile onu oradan çıkarmış. İkincisi ise haksız yere zindana atılmış, uzun bir müddet orada kalmıştır. Fakat sonradan masumluğu anlaşılarak zindandan çıkarılmıştır.
Yusuf Suresi’nin 15. Ayeti, şeytandan Allah'a sığınırım: “Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman biz ona şöyle vahyettik. Andolsun sen onlara kendileri farkında değilken bu yaptıklarına haber vereceksin.”
Yusuf Suresi’nin 35. Ayetinde ise Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: “Sonra onlar da Yusuf'un iffetine ilişkin delilleri görmelerinin ardından mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak görüşü ağır bastı.”
Hz. Mehdi (as)’ın suçsuz yere hapsedilmesi onun suçsuz olduğunu bilen tüm halkın gözleri önünde gerçekleşecektir. Hz. Yusuf (as) da masumiyetinin çok iyi bilinmesine rağmen halkın gözü önünde hapsedilip yıllarca zindanda tutulmuştur. Zindandan çıkınca da tüm hazinelerin başına geçirilip vezir olmuştur. Haksız yere hapsedilmesi Hz. Mehdi (as)’ın şerefidir ve şanını yüceltecektir. Tüm dünyaya İslam ahlakının yayılmasına Hz. İsa (as) ile birlikte tüm ihtişamıyla halkın karşısına tekrar çıkmasına kimse engel olamayacaktır inşaAllah.
A9 Televizyonu tarafından hazırlayıp sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.