MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, TÜRK VE İSLAM ESERLERİ MÜZESİ (1 AĞUSTOS 2011)

ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar sevgili izleyenlerimiz. A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.

Bu akşamki canlı yayınımızı Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nden gerçekleştiriyoruz.

Kuruluş tarihi 19. Yüzyılın sonuna uzanıyor. Müzenin ilk binası, Mimar Sinan'ın en önemli yapılarından biri olan Süleymaniye Camii Külliyesi içinde yer alan imaret binasıdır. 1914'de Evkaf-ı İslamiye Müzesi, yani İslam Vakıfları Müzesi adıyla ziyarete açılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra ise Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak anılmaya devam eder.

Müze Süleymaniye İmaret Binası'ndan, 1983 yılında bugün içinde bulunduğu İbrahim Paşa Sarayı'na taşınır. 16. Yüzyıl Osmanlı sivil mimari örneklerinin en önemlilerinden olan İbrahim Paşa Sarayı, Sultan Sarayları dışında Osmanlı döneminden günümüze gelebilen ender sivil saraylarındandır. Çoğu ahşap olan Osmanlı sivil yapılarının aksine taştan yapılması nedeniyle günümüze kadar gelmiştir. Kesin yapılış tarihi ve nedeni bilinmemektedir.

1520'De Kanuni Sultan Süleyman tarafından kendisine 13 yıl sadrazamlık yapacak olan İbrahim Paşa'ya hediye edilmiştir. Bu bina pek çok şenlik ve kutlamanın yanı sıra karışık dönemler ve isyanlara da sahne olmuş. İbrahim Paşa'nın 1536'da öldürülmesinden sonra da aynı adla yani İbrahim Paşa Sarayı olarak anılmaya devam etmiştir. Başka sadrazamlarca da kullanılmış, kışla, elçilik sarayı, defterhane, mehterhane, dikim evi ve ceza evi gibi işlevler yüklenmiştir.

Müzenin oda ve salonlarında İslam dünyasının değişik ülkelerinden meydana getirilmiş nadir sanat eserleri bulunmaktadır. Müzede sergilenen taş ve pişmiş toprak, metal ve seramik objeler, ahşap işlemeler, cam eşyalar, el yazma kitaplar kendi devirlerinin en kıymetli eserleridir. Türk ve İslam eserleri müzesinde sergilenen yazma koleksiyonunun büyük bir bölümünü ise, Müslümanlığın yayıldığı geniş coğrafi bölgelerden gelen Kuran-ı Kerimler oluşturur. Osmanlı Sultanlarının tuğralarını taşıyan fermanlar, beratlar, her biri bir sanat eserinin niteliğindeki tuğralar, Türk ve İran minyatürlü yazmaları, divanlar da müzede sergilenen diğer önemli eserlerdendir. Büyük salonların bulunduğu geniş camekanlı kısımda ise 13 ile 20. Yüzyıllar arasındaki el işi Türk halılarının şaheser örnekleri sergilenir. Bu eşsiz koleksiyon dünyanın en zengin koleksiyonudur. Halı bölümünün alt katı son birkaç asrın Türk günlük yaşama ve eserlerinin sergilendiği etnografik bölümdür.

İzleyenlerimizin çok iyi bildiği gibi programımızda İstanbul'un tarihi mekanlarını gezerken İstanbul'u bekleyen tarihi sorumluluğu da anıyoruz. Bu akşam da Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği gibi İstanbul'da faaliyet yapan Hz. Mehdi (as)’ın diğer önemli bir özelliğinden bahsedeceğiz.

Bilindiği gibi Peygamberimiz (sav) ve İslam alimleri Hz. Mehdi (as)’ın Hicri 1400'de göreve başlayacağını bildirmektedir. Ancak bu Hz. Mehdi (as)’ın 1400'ün başında insanlar tarafından tanınacağı, bilineceği anlamına gelmemektedir. Hz. Mehdi (as) Hicri 1400'de görevine başlayacak, yaklaşık 30 yıl süren çok güçlü bir ilmi mücadelede sürdürecektir. Bu esnada pek çok çile ve zorlukla karşılaşacak, daha sonra ise yavaş yavaş verdiği mücadelenin de vesilesiyle insanlar tarafından tanınmaya başlayacaktır, inşaAllah.

Şimdi konuyla ilgili bazı hadisleri okuyalım.

Sedir-i el-Sayrafi der ki, İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık (ra)’tan duydum ki: “Hakkı gasp olunan ve inkar olunan mazlum imamınız, bu gaybetin sahibi Hz. Mehdi (as) onların arasında dolaşır. Pazarlarında gezer, onların bastığı yerlerden geçer. Ama onlar onu Hz. Mehdi (as)’ı tanımazlar. Ta ki sonunda Allah kendisini onlara tanıtması için tıpkı Hz. Yusuf (as)’a verdiği gibi ona izin verir.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 189)

Bu hadisten ortaya çıkışından önceki dönemde Hz. Mehdi (as)'ın insanlar arasında sıklıkla görüleceği, insanların Hz. Mehdi (as)'ı evlerinden, internetten, televizyondan izleyip dinleyeceklerine ancak buna rağmen onun Hz. Mehdi (as) olduğunu anlamayacağını anlıyoruz. Konuyla ilgili bir diğer hadis şöyle:

Amr bin Sad, Emirü’l Müminin Ali bin Ebi Talip'ten nakleder: “Ali'nin Rabbine and olsun ki Hüccet, Hz. Mehdi (as) ayakta olacak. Dünyanın yollarında yürüyecek, evlere ve saraylara girecek. Bu yerin doğusunda ve batısında gezecek. Sözleri duyulacak, cemaate selam verecek. Görecek ama vaat edilen zamana ve gökten şu ses gelene kadar bilinmeyecek." buyuruyor.  (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 167)

Hadislerde verilen bu bilgiler Hz. Mehdi (as)'ın insanlar arasında tanınan, oldukça göz önünde bulunan, namı ve şöhreti herkes tarafından biri olacağını, ancak Hz. Mehdi (as) sıfatı tanınmayan bir kimse olacağını anlıyoruz. İnsanların Hz. Mehdi (as)'ı tanıyamamalarının bir diğer hikmeti ise Allah'ın Hz. Mehdi (as) üzerindeki korumasıdır. Hadiste şu şekilde bildiriliyor:

“..Ama Allah halkın nefislerine karşı zulmü, cefası ve israfı yüzünden onu Hz. Mehdi (as)’ı halktan gizleyecektir.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 162)

 Samimi Müslümanlar ise Hz. Mehdi (as) ve talebelerini zamanla sevip takdir edeceklerdir. Hadis-i şerif şöyle. Hz. Peygamber (sav) şöyle dedi: “Cebrail bana haber verdi ki, Ehl-i Beytim benden sonra zulme uğrayacak. Bu zulüm onlardan olan Hz. Mehdi (as) ortaya çıkıncaya, onların Hz. Mehdi (as) ve talebeleri şanı yücelinceye ve İslam ümmeti onları sevmekte birleşinceye kadar devam edecektir. O dönemde onları kötüleyenler azalacak, sevmeyenleri zelil olacak ve övenleri çoğalacaktır." buyuruyor.  (Hidayet Önderleri, Hz. Muhammed Mustafa, 1. Cilt, sf 314)

Ahir zamanda Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan önce Müslümanlar şiddetli baskı, şiddetli eziyete maruz kalacaklardır. Ancak Hz. Mehdi (as)'ın zuhur ettiğini tecelli eden, ahir zaman alametlerinin ardı ardına ve birbirini izlemesinden dolayı Hz. Mehdi (as)'ın zuhur ettiğini insanlar anlayacaktır inşaAllah.

İşte bu dönemde Hz. Mehdi (as) ve ihlasla Allah'a bağlı olan talebelerin adları çok fazla anılmaya başlayacaktır. Ünleri dünya çapında yayılacak. Ardından iman edenler Hz. Mehdi (as) ve talebelerini sevmede yavaş yavaş birleşecekler.

Ancak bu dönem gelene kadar Hz. Mehdi (as) ve talebelerine karşı zulüm, baskı ve eziyet devam edecek, onu kötüleyenler olacaktır. Ancak zamanla bu kişiler azalacak, tövbe edip niyetlerini değiştirenler hariç bu kişiler hor ve aşağı bir konuma düşeceklerdir. Hz. Mehdi (as)'ı öven insanların sayısız zamanla çok artacaklar inşaAllah.

Türk İslam Eserleri Müzesi'nden canlı olarak yayınladığımız A9 televizyonu tarafından hazırlanıp sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Bir sonraki programımızda görüşmek üzere. Hayırlı akşamlar.