MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, SULTANAHMET (21 TEMMUZ 2011)
ERDEM ERTÜZÜN: Mübarek bir şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz. Bugün sizlere Sultanahmet Camii'nin önünden sesleniyoruz.
Evet ,her gün bu mübarek şehrin farklı bir mekanında sizlerle birlikte olacağız. Ve Hz. Mehdi (as) ile Hz. İsa (as)'ı bizzat göreceğimiz bir dönemde yaşamanın sevincini paylaşacağız, inşaAllah.
Mübarek İstanbul'un en tarihi, Osmanlı'nın şanını en güzel yansıtan mekanlardan birindeyiz. Sultanahmet Camii'nin önündeyiz, Sultanahmet Meydanı'ndayız.
Sultanahmet Camii, Osmanlı Padişahlarının 14. Ve İslam Halifelerinin 79. Sultan 1. Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Cami mavi, yeşil ve beyaz İznik çinileriyle bezenmiştir. Ve içindeki işlemeler mavi ağırlıklıdır. Bundan dolayı Avrupalılarca Mavi Camii yani Blue Mosque olarak adlandırılmıştır.
Aslında Sultanahmet Camii külyesiyle birlikte İstanbul'un en büyük yapı komplekslerinden birisidir. Bu külliye bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkanlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır. Yapının mimari ve sanatsal açıdan en çok dikkat çeken tarafı ise 20.000'den fazla İznik çinisiyle bezenmiş olmasıdır. Ve aydınlatması için 200'den fazla renkli cam kullanılmıştır.
Yazıları Diyarbakırlı Seyit Kasım Gubari tarafından yazılmıştır. Türkiye'nin ilk altı minareli camisidir. Bu ihtişamlı caminin inşa edilmesine vesile olan Sultan 1. Ahmet, Mekke ve Medine'de birçok hayırlı hizmet yapmıştır. İslam'ı yaymak için çok uğraşmış ve diğer Osmanlı padişahları gibi dine bağlı bir Müslüman olmuştur. Peygamberimiz (sav)’e derin bir sevgi ve saygı besliyordu. Bundan dolayı Peygamberimiz (sav)’in mübarek ayak izinin bulunduğu Kademi Şerif'i Mısır'daki Kayıtbay Türbesi'nden İstanbul'a getirmiştir. Ancak daha sonra gördüğü bir rüyada Peygamberimiz (sav) Kadem-i Şerif'i iade edilmesini istemiştir. Bu rüyasını Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin de bulunduğu ulema topluluğuna anlatmıştır. Ve ulema topluluğunun ortak kanaatince bu Kadem-i Şerif iade edilmiştir.
Osmanlı'yı Osmanlı yapan bu Resulullah aşkı bütün Osmanlı padişahlarında bulunuyordu. Osmanlı Sultanlarının Peygamberimiz (sav)’e verdikleri değer nedeniyle Peygamber Efendimiz (sav)’in mübarek emanetlerini İstanbul'a getirmişlerdir, büyük bir özen içinde. Aslında bu daha o dönemden İstanbul'un Hz. Mehdi (as)’ın zuhuruna hazırlanmasıdır. Bu hazırlanış Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethetmesiyle başlamıştır ve diğer Osmanlı Padişahlarının kutsal emanetleriyle İstanbul'a getirmeleriyle devam etmiştir.
Osmanlı Padişahları Peygamber Efendimiz (sav)’in hadis-i şeriflerinde Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'da kutsal emanetlerle birlikte zuhur edileceğini öğrendiklerinde bu konuya ayrı bir özen göstermişlerdir. Bu konuyla ilgili hadislerden biri şöyledir: “Alametlere gelince; Hz. Mehdi (as) beraberinde Allah Resulünün (sav) gömleği, kılıcı, sancığı bulunacaktır. O sancak ki Peygamberin (sav) vefatından bugüne kadar hiç açılmamıştır. Mehdi (as)’ın zuhuruna kadar da açılmayacaktır.” (Kıyamet Alametleri, s. 164)
Evet, Hz. Mehdi (as) tarafından açılacağı bildirilen bu sancak Peygamberimiz (sav)’in vefatından bu yana hiç açılmamıştır. Osmanlı İmparatorluğu'na dahil olmak üzere hiçbir devlet, Peygamberimiz (sav)’in zâtına hürmeten bu sancağı açmamışlardır. Ve bu sancak götürüldüğü savaşlarda ve törenlerde kılıfından dahi çıkarılmamıştır. Bu da Osmanlı padişahlarının Peygamberimiz (sav)’e ne kadar saygı ve sevgi beslediklerinin diğer bir delilidir. 1400 Yıldır bu şekilde muhafaza edilen sancak Hz. Mehdi (as)’ın gelişiyle İslam ahlakının hakim olacağı dönemde açılacaktır. Ve Allah'ın izniyle hadislerden ve büyük İslam alimlerinin açıklamalarından anladığımız üzere bu tarih çok yakındır. Allah'ın izniyle çok yakında tüm İslam alemi Hz. Mehdi (as)’ın Peygamberimiz (sav)’in kutsal emanetleriyle beraber zuhur edileceğini görecektir. Ve bu zuhur edişle beraber gerçek sevgi, gerçek demokrasi, gerçek barış ortamı hakim olacaktır.
Tarihin en şerefli dönemlerinden birine İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olmasını bu nesil bizzat görecektiri, inşaAllah. Böyle önemli bir dönemde, böyle mübarek bir şehirde yaşadığımızdan dolayı Allah'a hamdolsun. Allah inşaAllah bir an önce Hz. İsa (as)'ı görmeye, Hz. Mehdi (as) a kavuşmayı, İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olmasını ve Türk-İslam Birliği’nin bir an önce kurulmasını nasip etsin.
Şu anda bizi izleyen tüm kardeşlerimizle birlikte bu güzel müjdenin sevincine ve Peygamberimiz (sav)’in Hz. Mehdi (as) ile müjdenin emrine uyarak herkese yayalım ve Allah'ın Nas Suresi’nde bildirdiği müjdenin çok yakın olduğu için Allah'a hamd edelim. Şeytandan Allah'a sığınırım: “Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde hemen Rabbini hamd ile tespih et ve ondan mağfiret dile. Çünkü o tövbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Suresi)
Evet, yarın bu mübarek şehrin bir başka mekanında görüşmek üzere. Hoşça kalın.