MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, DARPHANE-İ AMİRE (8 EYLÜL 2011)

ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlayıp sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz. Bugünkü yayınımızı Darphane-i Amire binaların önünden gerçekleştiriyoruz. Darphane'nin tarihi eskilere dayanmaktadır. İlk darphanenin M.Ö. 630'larda Lidyalılar tarafından kullanıldığı sanılmaktadır. Abbasiler devrinde tacir ve sarraflar değerli madenleri halktan rayice göre satın alarak darphanede para olarak bastırabiliyorlardı. Osmanlı Devleti'nde ilk para baskısı Osman Zade zamanında yapıldı.

Selçuklular döneminde olduğu gibi Osmanlı Türklerinde birçok yerlerde özellikle altın, gümüş ve bakır madenlerinin bulunduğu civarlarda darphaneleri bulunmaktaydı. 1453 Yılında İstanbul'un fethiyle birlikte Fatih Sultan Mehmed Han para ve pul için ayrı ayrı darphaneler kurdurmuştu. Pul basılan yere pul darphanesi denirdi.

Osmanlı Devleti'nde 1843 yılına kadar birçok şehirde para bastırılırken basılan paraların ve sikkelerin basımı ve imali bu tarihten sonra İstanbul Darphanesi'nde yapılmaya başlanmıştır. İlk darphanenin yeri Beyazıt civarında bugün de mevcut olan Simkeşhane Han'da bulunmaktaydı.

Darphaneyi sevk ve idare işinin başında bulunanlara darphane emini denilmiştir. Daha sonraları darphane ismi Darphane-i Amire olarak değiştirilmiştir. 1789'da darphane tamir edilerek makineleri yenilenmiştir. Tanzimattan sonra darphane, müdürlük olarak Maliye Nazırlığına bağlanmıştır.

1842 Tarihine kadar çekiş ve dövme suretiyle yapılan para basım işlemi, çıkartılan bir kararname ile sarkaç usulü ile 1853'te pres, 1911'den sonra ise makine presi usulü ile basılmaya başlanmıştır.

Sultan Abdülaziz Han devrinde yapılan darphane binası Cumhuriyet döneminde de kullanılmaya devam etmiştir. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından darphane olarak yaptırılan bu kagir binanın 1727'de tamamlandığı bilinmektedir. Darphane yapıları 2. Mahmut döneminde kapsamlı bir onarımdan geçirilmiş ve darphane köşkü inşa edilmiştir.

Osmanlı mali düzeni içinde önemli bir yeri olan Darphane'de para basımı dışında saray için gerekli olan altın ve gümüş eşya, hatıra sikkeleri ve mücevherlerin imalatı da yapılmıştır.

Darphane, dökümhane, çarkhane, sikkehane, teksirhane, tamirhane, kalıp atölyesi gibi imalatla ilgili yapılar ile muhasebe, eminlik gibi yönetim birimlerini içermekteydi.

Hazine-i Hassa Nezareti de kuruluşundan 1877'de Dolmabahçe'ye taşıncaya kadar burada hizmet vermiştir. Darpane-i Amire 1995'te 49 yıllık bir süre için Tarih Vakfı'na tahsis edilmiştir.

Mart 1995, Nisan 1996 tarihleri arasında tamamına yakın terk edilmiş ve boşaltılmış olan binalar,1996 Yılında İstanbul'da düzenlenen Habitat 2 zirvesi için hazır hale getirilmiştir.

Darphane-i Amire Habitat 2 sırasında Dünya Kenti İstanbul, Anadolu'da Konut ve Yerleşme ve Darphaneden İstanbul Müzesi'ne gibi üç büyük ve kapsamlı sergiye 2007 Yılına kadar ise 1 milyon üzerindeki izleyiciye ve 600 kültür sanat etkinliğine ev sahipliği yapmıştır.

Evet, her programımızda olduğu gibi programımıza Hz. Mehdi (as) 'ın gelişini müjdeleyerek devam ediyoruz inşaAllah.

Ahirzamanda Hz. Mehdi (as) 'ın çıkış alametlerinden biri olarak bildirilen Irak'ın mali yönden çökeceği konusu bir hadis-i şerifte şöyle haber verilmiştir:

Iraklıların elinde ölçecekleri bir tartı aleti ve alışveriş yapabilecekleri bir para hemen hemen kalmayacak.” (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c. 5, sf. 45 El Muttaki)

Ahirzaman ve dolayısıyla Hz. Mehdi (as) 'ın çıkış alametlerinden biri de Iraklıların parasının değer kaybetmesidir. Bu hadis iki ayrı duruma işaret eder. Bunlardan birincisi; İran-Irak ve Körfez Savaşı sonrası Irak'ta yaşanılan ekonomik çöküntüdür. Savaş dolayısıyla büyük zarar gören Irak ekonomisi, savaş sonrası devam eden ambargolar nedeniyle bir türlü düzelmemiştir. Halkın alım gücü düşmüş, yokluk ve fakirlik en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir.

Hadisin işaret ettiği bir diğer durum da, Irak savaşı sonrasında Irak dinarının tedavülden kaldırılmasının söz konusu olmasıdır. Son savaşla birlikte Irak dinarının hızlı değer kaybetmesi ve tedavülden kalkması ihtimali 2003 tarihli gazete haberlerinde geniş yer almıştır.

Irak hakkında bildirilen Hz. Mehdi (as) 'ın çıkış alametleri bununla sınırlı değildir. Bağdat'ın işgal edilip yıkılması da Hz. Mehdi (as) 'ın çıkış alametlerinden biridir. Hadiste, “Ahirzamanda Bağdat alevlerle yok edilir” buyuruluyor. (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, Cilt 3, sf. 177)

Gerçekten de 2003 Irak Savaşı'nda, savaşın ilk gününden itibaren Bağdat en yoğun bombardımana tutulan şehirlerden biri olmuştur. Ağır bombardıman, geceleri Bağdat'ın tıpkı hadiste bildirildiği gibi, alev alev yanmasına neden olmuştur. Bağdat'ın gazete ve Televizyon haberlerine yansıyan görüntüleri yukarıdaki hadiste dikkat çekilen “alevlerle yok edilir” açıklaması ile tam olarak mutabıktır. Bu da ahirzamanda bulunduğumuzu gösteren açık alametlerden birisidir.

Irak ve Şam'a ambargo uygulanması da bu alametler arasındadır. Bir hadiste bu ambargo şu şekilde tarif ediliyor:

“Ebu Nadre (ra) dedi ki: Cabir (ra)'ın yanındaydık. Şöyle dedi: “Öyle bir zaman yaklaşıyor ki, Irak ailesine bir kafiz, bir dirhem, (bir ağırlık ölçüsü) sevk olunmayacak.” Dedik ki: ‘Bu kimden dolayı olur?’ Dedi ki: “Acemler, (Arap olmayanlar) bunu men ederler. Sonra’ dedi, ‘Şam ailesine bir dinar, bir kile, (bir ölçü birimi) sevk olunmayacak.’ ‘Bu kimden dolayı olur?’ dedik, ‘Rumlardan dolayı’ dedi.” (Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseyni)

Irak'a, hadiste haber verildiği gibi 10 yılı aşkın bir süre boyunca ambargo uygulanmış olması dikkat çekicidir. Bununla birlikte Suriye'ye de ambargo uygulanması ihtimali sıkça gündeme gelmektedir. Hadislerde Irak halkının Şam'a kaçacağı da açık ve net bildirilmiştir. “Masum ve temiz Irak halkı Şam'a kaçar” buyruluyor. (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, sf. 210)

2003 Senesinde Irak savaşı başlamadan hemen önce on binlerce Iraklının Suriye başta olmak üzere çeşitli ülkelere göç etme çabaları bu hadisteki olayla büyük bir benzerlik göstermektedir. Bu konuyla ilgili de çeşitli haber ve resimler medyada yer almıştır. Mehdi (as) 'ın çıkış alametlerinden biri de çölde kaybolan bir ordu olmasıdır.

“Bir ordu savaş için gelir. Çöle girdiğinde baş ve sonundakileri batar, ortadakiler de kurtulamaz.” (Müslim'den; Geleceğin Tarihi 4, s.31) Hadisiyle bildirilen bu durum 2003 yılındaki Irak'ın işgali sırasında birebir gerçekleşmiştir. Konuyla ilgili bir diğer hadis ise şöyle:

“Hz. Mehdi (as)’ın beş alameti bulunur; Bunlar, Süfyani, Yemani, semadan bir sayha, (çağrı, nara) Beyda’da bir ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir.” (Naim Bin Hammad)

2003 Yılında gerçekleşen Irak Savaşı sırasında Irak ordusunun büyük bir kısmının neredeyse birdenbire ortadan yok olması savaşın en dikkat çekici olaylarından biriydi. Birçok gazete ve Televizyonda Cumhuriyet Muhafızları olarak bilinen yaklaşık 60 bin kişilik ordunun ve fedailer olarak bilinen yaklaşık 15 bin Irak askerinin kaybolması haber olarak yer aldı. İlerleyen günlerde de savaş uçaklarının bir kısmının çöl kumları altına gömülmüş olarak bulunması, hadiste bahsedilen çölde bir ordunun batması tam olarak gerçekleştiğini göstermektedir. Ve tüm bu olaylar sonucunda hadislerde Irak'ın yeniden yapılandırılacağı da bildirilmiştir. Hadis şöyle:

“Irak'a saldırmadıkça kıyamet kopmaz. Ve Irak'taki masum insanlar Şam'a doğru sığınma yerleri ararlar. Şam yeniden yapılanır, Irak'ta yeniden yapılanır” buyruluyor. (Kenzul Ummal, Kitab-ul Kıyame kısm-ul efal, cilt 5, s. 254)

Hadiste Irak'ın yeniden inşa edileceğine dikkat çekilmektedir. Önce İran-Irak Savaşı, daha sonra Körfez Savaşı, son olarak da 2003'teki Irak Savaşı'nın ardından Irak'ta pek çok şehir yerle bir olmuştur. Bir savaşın sonrasında yaşanan yağmalama olaylarının da etkisiyle büyük bir harabeye dönüşen Irak'ın yeniden inşa edilmesi mecburi hale gelmiştir. Bu durum gazete haberlerinde de çok geniş olarak yer almıştı.

Evet, A9 Televizyon tarafından hazırlayıp sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.