MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, ÇIRAĞAN SARAYI (8 AĞUSTOS 2011)

ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonu tarafından hazırlanıp sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.

Bu akşamki yayınlarımızı Çırağan Sarayı'nın önünden gerçekleştiriyoruz.

17. Yüzyılda Kazancıoğlu Bahçeleri olarak bilinen, bugün Beşiktaş ve Ortaköy arasında yer alan Çırağan, bir zamanlar saraylar ve bahçelerle süslüydü. Özellikle 18. Yüzyılda Beşiktaş kıyılarını süsleyen saraylar ve bahçeler, Lale Devri'nin en önemli simgeleriydi. Çoğu kaynakta sadece bir eğlence dönemi olarak gösterilen bu dönem, ayrıca kültürün de çok parladığı bir dönemdi. Dönemin hükümdarı olan 3. Ahmet, buradaki mülkünü Gözde Vezir-i Azam'ı İbrahim Paşa'ya hediye eder. Ve Beşiktaş'taki ilk yalı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından eşi Fatma Sultan için inşa ettirilir. Fatma Sultan burada Çırağan Şenlikleri denilen meşale şenliklerine düzenler. İşte bu meşale şenlikleri dolayısıyla bu alan Farsça'da ışık anlamına gelen Çırağan ismiyle anılmaya başlar.

Sultan II. Mahmud ise 1834'te bu alanı yeniden yapılandırma kararı alır. Önce mevcut olan yalıyı yıktırır, yalının etrafında bulunan binalar kaldırılır ve buradaki ünlü Bektaşi Mevlevi Hanesi yakınına bulunan bir yalıya nakledilir. 1857'ye gelindiğinde ise Abdülmecit Sultan II. Mahmud'un yaptırdığı ilk sarayı yıktırır. Batı mimarisi tarzında bir saray yaptırmayı planlar ancak 1863'de vefat edince sarayın yapımı yarım kalmıştır.

Kendisinden sonra gelen Abdülaziz ise yeni sarayın inşaatını 1871'de tamamlatır. Ancak stil olarak batı değil doğu mimarisi seçilmiş ve Kuzey Afrika İslam mimarisi uygulanmıştır.

Sarayın en önemli özelliklerinden biri paha biçilmez işlemelerin kapılarıdır. Bu kapılardan bir tanesi Sultan 2. Abdülhamid onları çok beğenen dostu Almanya İmparatoru Kayzer II. Wilhelm'e armağan eder. Son kez 1876 yılında Mart ayında buraya gelerek bir süre dinlenen Sultan Abdülaziz, halk arasında Mevlevi Hanenin yıktırılarak saray arasına katılmasının uğursuzluk getireceği gibi hurafeler çıkması üzerine, Çırağan Sarayı'nı terk ederek Dolmabahçe Sarayı'na taşınmıştır.

14 Kasım 1909'da Çırağan Sarayı Meclis-i Mebusan binası olarak kullanılmaya başlanır. Ancak 20 Kasım 1910 yılında Meclis-i Mebussan salonunun üst bölümünde ve çatı katındaki kalorifer bacısından çıkan bir yangınlı saray 5 saat içerisinde yanar. Çok değerli antikalar 2. Abdülhamid'in özel koleksiyonu ve 5. Murad'ın kütüphanesi de yanarak kül olur.

1.Dünya Savaşı sonunda İstanbul'un işgal altında bulunduğu dönem içerisinde Çırağan Sarayı harabeleri Bizo Kışlası ismiyle bir Fransız istihkam kıtası tarafından kullanılır. Bugün ise saray, 1987'de başlayan ve 1992'de bitirilen renovasyon çalışmaları sonucunda otel ve turistik mekan olarak kullanılmaktadır.

Dünkü programımızda Hz. Mehdi (as)'ın cemaatiyle ilgili hadislerden bahsetmiş ve Peygamberimiz (sav)’in bu cemaatin sayıca az olacağını bildirdiğini okumuştuk. Bugün de Peygamberimiz (sav)’in, Hz. Mehdi (as)'ın talebelerinin üstün ahlakı hakkında verdiği bilgileri bahsedeceğiz.

Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Onun (Hz. Mehdi (as)) talebelerinin tabiatı arı ve kusursuz olacaktır. Riyakarlıktan ve tüm diğer kirlerden arınmış olacaklardır.” (Bihar-ül Envar, cilt 52, Sayfa 35)

MaşaAllah. Hz. Mehdi (as)'ın talebelerinin Kuran  ahlakını tam yaşadıklarını ve Allah'tan çok korktukları için Allah'ın en çok razı olacağı ahlakı gösterdiklerini hadisten anlıyoruz.

Bir diğer hadiste ise manevi güçleri şöyle anlatılıyor: “Onların (Hz. Mehdi (as) 'ın talebeleri) kalpleri çelikten daha güçlü olacaktır. Onların her biri kırk güçlü adama eşit olacaklardır.” (Mikyaal al-Makaarem, cilt 1, Sayfa 65)

 Evet, hadisten anlaşılacağı üzere Hz. Mehdi (as)’ın talebeleri çok cesurlar ve aynı zamanda manevi güçleri çok sağlam. Öyle ki Peygamberimiz (sav) her biri kırk güçlü adama eşittir buyuruyor.

Hz. Hüseyin (ra) ise Peygamberimiz (sav)’den öğrendiği şekilde Hz. Mehdi (as)’ın cemaatini şöyle anlatıyor: “Numanî, Süleyman Harun el-İclî rivayet ediyor: İmam Hüseyin'den duydum buyurdu. ‘Bu emrin sahibinin (İmam Mehdi (as)’ın) korunan bir ashabı vardır. İnsanların hepsi onu terk etse bile Allah bu ashabını ona gönderecektir. İşte bunların haklarında Allah, -şeytandan Allah'a sığınırım- bunlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Eğer bunları tanımayıp küfre sapıyorlarsa andolsun biz buna karşı inkara sapmayan bir topluluğu vekil kılmışızdır. (6/89) Ayetini nazil buyurmuş ve yine onlar hakkında -şeytandan Allah'a sığınırım- Ey iman edenler! İçinizden kim dininden geri dönerse Allah yerine kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise güçlü ve onurlu, Allah yolunda cehd eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu Allah'ın bir fazlıdır. Onu dilediğine verir. Allah rahmetiyle geniş olandır, bilendir. (5/54) Buyurmuştur.”

 Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği bir diğer özellik de, Hz. Mehdi (as) cemaatinin gençlerden oluşacağıdır. Hadiste şöyle buyuruluyor: “Hz. Mehdi (as)’ın yardımcılarının çoğu gençlerden oluşacak. Aralarında az sayıda yaşlı olacak.” (Bihar-ül Envar, Cilt: 52, Sayfa: 334)

Tarihte birçok peygamberin yardımcıları gençler olmuştur. Allah Yunus Suresi’nin 83. Ayetinde şu şekilde bildirmektedir, şeytandan Allah'a sığınırım: “Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden, gençlerinden başka Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belaları çarptırmadığı korkusuyla iman eden olmadı. Çünkü firavun gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.”

Peygamberimiz (sav)’in Hz. Mehdi (as) cemaati hakkında verdiği bir diğer önemli bilgi ise, ahir zamanda insanların büyük kısmının Hz. Mehdi (as)’ın cemaatinden uzak duracağıdır. Buyurdu ki: “Onları yeryüzünün kenarlarında ara. Onların yaşantıları sadedir. Evleri sırtlarındadır. Eğer hazır olsalar tanınmazlar. Eğer kaybolsalar aranmazlar. Hasta olsalar kimse onların ziyaretine gelmez. Eğer evlenmek isteseler kimse onlara gelmez. Eğer ölseler cenazelerine kimse katılmaz. Onlar mallarını aralarında eşit olarak paylaşırlar ve birbirlerini kabirlerinde ziyaret ederler. Ayrı şehir, olsalar dahi istekleri hep aynıdır.” (Gaybet-i Numani, s.238)

MaşaAllah. Peygamberimiz (sav) çok detaylı olarak anlatıyor. Demek ki insanların büyük kısmı Hz. Mehdi (as) dan ve cemaatinden uzak duracaklar. Hatta onları yadırgayacaklar, dışlayacaklar. Ama bu onları yıldırmadığı gibi onların şevklerini daha da arttıracaklar, inşaAllah. Allah hepimizi bu mübarek zatın talebelerinden olma şerefine kavuştursun, inşaAllah.

Evet A9 Televizyonun tarafından-hazırlanıp sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Bir sonraki programımızda buluşuncaya dek hoşça kalın. Hayırlı akşamlar.