MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, ÇENGELKÖY (23 TEMMUZ 2011)
ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar sayın izleyenlerimiz. Bu akşam İstanbul Boğazı'nın en güzel mekanların birinden sizlere canlı olarak sesleniyoruz.
İstanbul, Allah'ın kaderde, ahir zamanın kilit şehir olarak yarattığı kutlu bir şehirdir. Dört bir yanı tarihi mekanlarla dolu. Dört bir yanı sahabelerin, evliyaların ve mübarek zatların mezar-ı şerifleriyle süslü. Peygamberimiz (sav)’in dikkat çektiği, hakkında müjdeler verdiği bir şehir. Dünya tarihinin en görkemli çağının yani altın çağının kapılarının açılacağı şehir.
Bediüzzaman hazretleri Türkiye İslam aleminin kapısıdır derken Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'da yapacağı faaliyete dikkat çekmiştir. Peygamberimiz (sav) “ne kutlu o şehri manen fethedenlere” derken Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'da yapacağı faaliyete dikkat çekmiştir.
Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’a o kadar detaylı anlatıyor ki doğumunun evde olacağını, büyük bir şehirde doğup daha sonra İstanbul'a geleceğinden bahsediyor. Hatta öyle ki, Hz. Mehdi (as) ın denizde açılan kuru bir yoldan geçeceğini anlatarak müteşabih olarak İstanbul'a ve Boğaz Köprüsü'ne dikkat çekiyor.
Şimdi konuyla ilgili hadislerden bazılarını okuyalım.
Hafız Ebu Nuaym'ın rivayet ettiği hadisi şerifte: “Resul-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur: İşte öyle müşkül, sıkıntılı, zorlu bir zamanda mağrip memleketinin en uzak bölgesinden ve Resul-i Ekrem Efendimiz (sav)’in muhterem kızı Fatma'nın evlatlarından bir kimse ortaya çıkacaktır. İşte o zat ahir zamanda ayaklanacak olan Mehdi'dir. Ve Mehdi (as)’ın zuhuru da kıyamet alametlerinin ilkidir.” (Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Müellif Ali bin Hüsammeddin el Muttaki, Kahraman Neşriyat Kitabevi, s. 16)
Mağrip Arapça'da batı demektir. Yani Hz. Mehdi (as) doğuda olan büyük bir şehirden batıda olan bir şehre gelerek orada ortaya çıkacaktır. Mağripteki şehrin iki denizin birleştiği yerde olan şehir anlatılmaktadır. Batıda ve iki denizin birleştiği yerde olan şehir ise İstanbul'dur. Hz. Mehdi (as) da Allah'ın izniyle İstanbul'da ortaya çıkacaktır. Hadislerde bu durum şu şekilde anlatılmaktadır: “Konstantiniye’nin yedi suru vardır. O Rum denizine dökülen haliç üzerine kurulmuştur. Denizi Rum illerine ve Endülüs'e doğru uzanır-gider. Mehdi sabah namazına abdest almak için denizin yanında sancağını dikecek, su ondan uzaklaşacak. Ve açılan yoldan geçip insanlara şöyle seslenecek: ‘Ey insanlar! Haydi siz de geçiniz. Cenab-ı Hak İsrail yollarını olduğu gibi size de denizi ikiye ayırdı.’ Onlar da geçecekler buyurmaktadır.” (Kıyamet Alametleri, sf. 181-182) (“El-Kavlü’l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar”, s. 15-75)
Hadiste Hz. Mehdi (as)’ın denizi geçişinde Hz. Musa (as) örneği verilmektedir. Bilindiği üzere Hz. Musa (as) kavmiyle birlikte Kızıldeniz'in yanına geldiğinde Allah'ın bir mucizesi olarak kuru bir yol açılmış ve oradan geçmişlerdir. Böylece hadiste Hz. Mehdi (as)’ın de kuru bir yol üzerinden yani İstanbul'un iki yasını iki yakasını birleştiren Boğaz Köprüsü üzerinden geçeceği işaret edilmektedir. İşte İstanbul böyle önemli ve böyle kıymetli bir şehirdir.
Allah kaderde İstanbul'u kilit bir şehir olarak yaratmış, dünyanın son döneminde mühim olayların yaşanacağı bir şehir olmasını takdir etmiştir. Allah'ın takdir ettiği bu kader gereği İstanbul yüzyıllardır Hz. İsa (as) a ve Hz. Mesih (as)’a hazırlanmış, bu günler için tarihi aşamalardan geçmiştir. Mescitleriyle, camileriyle, surlarıyla, boğazıyla, köprüsüyle İstanbul Allah katında çok sevilen mübarek misafiri Hz. Mehdi (as) için artık hazırdır. Hz. Mehdi (as)’ın bizzat şahsının zuhurunda yaşanacak coşkuyu ve sevinci beklemektedir. Ve Allah'ın izniyle çok yakında Allah'ın Nur Suresi’nin 55. Ayetinde müjdelediği İslam ahlakının hakimiyeti gerçekleşecek ve İstanbul asırlardır beklediği şerefli günleri görecektir. Şeytandan Allah'a sığınırım: “Allah içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaad etmiştir. Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysa onları da yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerine kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeye ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır." Nûr Suresi’nin 55. Ayeti.
Evet, bir sonraki programımızda görüşmek üzere. Hayırlı akşamlar.