MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, ÇEMBERLİTAŞ (7 AĞUSTOS 2011)

ERDEM ERTÜZÜN: Hayırlı akşamlar. A9 Televizyonun tarafından hazırlanıp-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımıza hoş geldiniz.

Bu akşam İstanbul'un sırlarla dolu mekanlarından biri olan Çemberlitaş Sütununun önündeyiz. Bizans döneminden kalan bu sütunun altında peygamberlere ait çeşitli kutsal emanetlerin bulunduğu rivayet ediliyor.

Çemberlitaş Sütununun M.S. 330 Yıllarında İmparator 1. Konstantin için Roma'dan İstanbul'a getirildiği biliniyor. Uzunluğu 57 metre olan bu sütünün üzerinde ilk yapıldığında doğan güneşi selamlayan bir Apollon heykeli vardır. 330 Yılında İstanbul'a dikildiğinde İmparator Konstantin bunun yerine kendi heykelini sütünün üstüne ekletmiştir.

Sütün 1081 yılında yıldırım isabet etmesi nedeniyle yanmış, hasar görmüş ve üzerindeki heykel devrilmiştir. Bundan sonra 1. Aleksios Komnenos sütunu onartmış ve üzerine kaidesi olan bir başlık ile büyük bir haç koydurtmuştur. İstanbul'un 1453 yılındaki fethinden sonra üzerindeki haç indirilmiş ve Çemberlitaş ilk kez 1470'li yıllarda sonra Yavuz Sultan Selim döneminden yenilenmiştir.

Sultan 2. Mustafa ise sütünün altını duvarla takviye ettirmiş ve demir çemberlerle sardırarak dökümü sağlamlaştırmıştır. İşte bu nedenle o günden sonra sütün Çemberlitaş olarak adlandırılmıştır.

Sütun, her biri 3 ton ağırlığında ve 3 metre çapında olan bileziklerle birbirine bağlanmış toplam 8 adet sütun ve bir kaidenin üst üste konulmasıyla oluşturulmuştur. Sütünün altında İmparator Konstantin döneminde Kudüs'ten getirildiği iddia edilen Hz. İsa (as)'a ait eşyalar, Hz. Musa (as)’a ait taş ile Hz. Lut (as)'a ait olduğuna inanılan asa, Hz. Nuh (as)’ın baltası ve Hz. Süleyman (as)'a ait olduğuna inanılan 7 kollu şamdan olduğuna inanılır.

Söz konusu emanetlerin sütunun altında bulunan 11 metre ebadında ve 2,5 metre yüksekliğinde kaidenin dışında saklandığı düşünülmektedir. Hatta kutsal emanetlerin buraya bizzat İmparator Konstantin'in annesi Helen tarafından yerleştirildiği, M.Ö. 340 ile 400'lü yıllarda yazılan belgelerde de ifade ediliyor.

1.Dünya Savaşı'ndan sonra Vezir Han'da bir oda kiralayan rahipler, Çemberlitaş'ın altındaki kutsal emanetlere ulaşmak için gizli bir tünel kazmış ancak deşifre olmalarının ardından Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle sürgün edilmişlerdir.

Allah'ın izniyle bu emanetler ve sütüne ait tüm sırlar tam anlamıyla Hz. Mehdi (as) döneminde açığa kavuşacaktır. Zira hadislerde de Hz. Mehdi (as) devrinde peygamberlere ait mübarek emanetlerin ortaya çıkacağına dair birçok bilgi verilmektedir. Evet, Çemberlitaş'ın sırlarının gün ışığına çıkacağı dönem çok yakın, inşaAllah.

Sizleri biraz da bu yakın dönemin mübarek manevi önderi Hz. Mehdi (as) 'ın talebelerinden söz etmek istiyorum. Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’ın görünümünü, ahlakını, çıkışının alametlerini, o dönemde yaşanacak sosyal olayları anlattığı gibi, bu mübarek zatın yardımcısı ve talebesi olan insanların özelliklerini de anlatır.

Hz. Mehdi (as) cemaatinin en önemli özelliklerinden birisi küçük bir cemaat olmasıdır. Yani Hz. Mehdi (as)’a tabi olan insan sayısı ilk başta çok az olacaktır. Bu aslında çok dikkat çekici bir durum. Günümüzde baktığımızda en küçük dediğimiz cemaatte bile binlere hatta milyonlara ulaşan talebe sayısı bulunmaktadır. Hz. Mehdi (as)'ın cemaatinin sayısı ise hadislerde yer alan bilgilere göre yaklaşık 313-314 kişidir. Hadiste şöyle buyruluyor: “Sayıları Bedir Ashabı yani 313 kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi sonrakiler de onlara yetişemezler. Onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)

 Bir başka hadiste ise şöyle bildirilmektedir: “Ebu Basir der ki, İmam Ebu Abdullah şöyle buyurdu: Araplardan Kaim (as) ile (Hz. Mehdi (as) ile) birlikte olan çok az insan olacaktır. Buyurdu ki: Halk mutlaka tasfiye olunacaktır. Temizlenecek ve elekten geçirileceklerdir. Elekten birçok halk elenecektir.”(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 239)

 Peygamberimiz (sav) “Hz. Mehdi (as) ile birlikte olan insan sayısı çok az olacak” buyuruyor. Demek ki insanların büyük kısmı Hz. Mehdi (as)'ı ilk başta tanıyamayacak ve ancak çok az sayıdaki değerli mümin Hz. Mehdi (as)’a talebe olma şerefine nail olacaklardır.

Hz. Mehdi (as) cemaatinin bir diğer özelliği de talebelerinin arasında bayanların da bulunmasıdır. “Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime galip gelirler. Onların kalpleri demir gibidir. Ve onlar gündüz arslan, gece de abittirler. Ne evvelkiler ne de sonrakiler fedakarlıkta onlara yetişemezler” buyuruyor Peygamberimiz (sav). (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57-68)

Görüldüğü gibi Yüce Allah bu cemaati çok mübarek kılmış ve mutlak zaferle müjdeleyerek her zalime galip geleceklerini bildirmiştir.

Peygamberimiz (sav) bu hadisi şerifinde Hz. Mehdi (as) talebelerinin çok cesur olduklarını da haber vermiştir. Bu tarifte kalplerinin sağlamlığını demire benzetmiş ve arslan gibi cesur olacaklarını söylemiştir. İnkarcılığa karşı akılla, bilimle, sanatla çok etkili bir mücadelede olan bu mübarek insanlar aynı zamanda da çok fedakar, tevazulu ve yumuşak ahlaklı olacaklardır. Hatta bu özellikleri öyle bir olacaktır ki Peygamberimiz (sav) “ne öncekiler ne sonrakiler onlara yetişemez” diyerek bu üstün ahlaklarına dikkat çekmiştir.

Bir diğer hadiste ise Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as) cemaatini şöyle anlatıyor: “Safvan bin Yahya der ki: İmam Rıza şöyle buyurdu: Allah'a andolsun ki sizler tasfiye olup ayıklanmadıkça, boynunuzu uzatıp beklediğiniz kıyam vuku bulmayacak, Hz. Mehdi (as) zuhur etmeyecektir. Öyle ki içinizden çok azınız geride sağlam kalacaktır.” (Gaybet-i Numani, s.243)

Bu hadisten de anlıyoruz ki Hz. Mehdi (as) ve cemaati çok zorluklar, çileler ve sıkıntılar yaşayacaktır. Bu zorluk zamanlarında Hz. Mehdi (as)’a bağlı kalan insan sayısı ise hep az olacak. Hz. Mehdi (as)'ın cemaatinden münafıklar çıkacak, ayrılanlar olacak. Ancak geride ise tertemiz sağlam Müslümanlar kalacaklar, inşaAllah.

Kuran'da bildirilen peygamber kıssalarına baktığımızda da Peygamberlerle birlikte olan müminlerin de hep az sayıda olduklarını görüyoruz. Örneğin Hz. Musa (as)’a az sayıda gencin itaat ettikleri haber veriliyor. Ayetlerde Allah şöyle buyuruyor, şeytandan Allah'a sığınırım: “Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden, gençlerinden başka Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla iman eden olmadı. Çünkü Firavun gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.” Yunus Suresi, 83)

 Aynı şekilde Hz. Nuh (as) ile birlikte iman edenlerin de sayısı pek azdı. Ayette şöyle bildiriliyor, şeytandan Allah'a sığınırım: ''Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman dedik ki: Her birinden ikişer çift hayvan ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında aileni ve iman edenlerini ona yükle. Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.'' (Hud Suresi, 40)

Evet, A9 Televizyonu tarafından hazırlanmış-sunulan Mübarek Şehir İstanbul programımızın sonuna geldik. Bir başka mübarek mekanda görüşünceye kadar hayırlı iftarlar, hayırlı akşamlar.