MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, BEYKOZ YUŞA TEPESİ (22 TEMMUZ 2011)
ERDEM ERTÜZÜN: Tüm izleyenlerimize hayırlı akşamlar. Allah güzel, bereketli, iman neşesi ve sevinciyle dolu bir akşam nasip etsin inşaAllah.
Evet, mübarek İstanbul'un bir başka mübarek mekanındayız. Canlı yayınımızı Beykoz'da Yuşa Tepesi'nde yapıyoruz. Bir tarafımızda İstanbul Boğazı, diğer tarafımızda Karadeniz olan bu tepe, İstanbul'da Çamlıca'dan sonraki en yüksek tepe. Ve bu tepenin en önemli özelliği Hz. Yuşa'ya ait olduğuna inanılan bir mezarın bulunması.
Osmanlı döneminde bu tepeye Sadrazam 28. Çelebizade Mehmet Said Paşa tarafından 1755 tarihinde bir mescit yaptırıldı. Osmanlı padişahlarının İslam'a, Kuran'a ve sünnete bağlılığı dolayısıyla bu tepe özenle korundu. Ancak Yuşa Camii bir yangın geçirmiştir ve Sultan Abdülaziz döneminde 1863 tarihinde aslına uygun olarak yenilenmiştir. Dahiliye nezaretinin 1885 ve 1886 tarihli istatistik cetvelinde Yuşa (as) dergahı olarak zikrolunan bu tepeye bir süre sonra Yuşa Tepesi denmiştir. Rivayetlerde Hz. Musa (as)’ın genç yardımcısıyla birlikte buraya geldiği söylenmektedir. Hatta bazı kaynaklarda Hz. Musa (as)'ın yanındaki bu zatın Hz. Yuşa olduğu bildirilmektedir. Kuran-ı Kerim'de de Hz. Musa (as)'ın yanındaki yardımcısı ile birlikte iki denizin birleştirdiği yere geldiği ve burada Hz. Hızır (as) ile buluştuğu bildirilir ve İstanbul'a işaret edilmektedir.
Hz. Musa (as)'ın yaptığı bu önemli yolculuk birçok ahir zaman işaretini barındıran Kehf Kıssasında geçmektedir. Şeytandan Allah'a sığınırım: “Hani Musa genç yardımcısına demişti ki iki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim. Böylece ikisi iki denizin birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler. Balık denizde bir akıntıya doğru kendi yolunu tuttu…” (Kehf Suresi, 60-61)
Peygamberimiz (sav) ayrı zamanda deccalın fitnesinden korunmak isteyen insanların Kehf Suresi’ni okumalarını buyurmuştur. Hadis-i şerif şöyledir: Nevvas bin Seman el-Kilabi'den rivayet edilmiştir: “Sizden kim deccala yetişirse Kehf Suresi’nin evvelini onun üzerine okusun. Bu surenin sonu deccalın fitnesinden kurtuluşunuzdur.” (Sünen-i Ebu Davud, 5/121)
Peygamberimiz (sav) Kehf Suresi’nde arı zamanı yönelik pek çok işaret olduğunu bildirmektedir. Dikkat edilirse “Kehf Suresi’nin sonu deccalın fitnesinden kurtuluşunuzdur” ifadesi geçmektedir. Kehf Suresi’nin sonunda ise Zülkarneyn Kıssası vardır ve Hz. Zülkarneyn (as) döneminde yeryüzüne İslam ahlakı hakim olmuştur. Böylece Peygamberimiz (sav) Kehf Suresi’ne işaret ederek bize iki önemli bilgi vermiştir. Bunlardan birincisi İstanbul'un ahir zamanda kilit bir şehir olmasıdır. İkincisi ise Hz. Mehdi (as)’ın faaliyetini İstanbul'da yapacak olmasıdır. Ve Hz. Mehdi (as) yapacağı ilmi çalışmalarla ve fikri mücadele ile deccaliyete son verecek ve İslam ahlakının tüm yeryüzünde yayılmasına vesile olacaktır. Hz. Mehdi (as)’ın , Hz. Zülkarneyn (as) ve Hz. Süleyman (as) gibi İslam ahlakını tüm yeryüzüne yayacak olmasını şu hadisler belirtmektedir: “Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir.” (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiy-il Muntazar, s. 29)
İmam Rabbani Hazretleri’nin Mektubat-ı Rabbani'sinde ise bir hadis şöyle yer almaktadır: “Tüm olarak yeryüzünün meliki dört tanedir. Onların ikisi Zülkarneyn ve Süleyman müminlerden, diğer ikisi Nemrut ve Buhtunnasr kafirlerdendir. Yere beşinci olarak Ehl-İ Beyt’imden biri sahip olacak yani Mehdi” buyurmaktadır. (Mektubat-i Rabbani, 2/251)
Bütün bu bilgiler bize bir kez daha İstanbul'un ahir zamanda ne kadar önemli bir şehir olduğunu göstermektedir. Nitekim hadislerde tıpkı Kuran-ı Kerim'de Hz. Musa (as)'ın iki denizin birleştiği yere gitmesi gibi Hz. Mehdi (as)'ın da iki denizin birleştiği yere gitmesi yani İstanbul'da faaliyet yapacak olması bildirilmektedir. Hadis-i şerif şöyledir: “Ahir zamanda Müslümanlar için üç şehir olacak. Bir şehir iki denizin birleştiği yerde yani İstanbul'da, bir diğeri Ceziretül Arap'ta. Bir diğer şehirde Şam'da” buyurmaktadır.
Bu hadisin devamında deccalın de asıl hedefin İstanbul olduğu belirtilmektedir. “İnsanlar üç kere korkutulur. Deccalın ilk gireceği şehir, iki denizin birleştiği yerdeki şehirdir” olarak buyurmaktadır. Bu hadis, Taberani’nin Müstedrek’inde yer alan sahih bir hadistir. Deccalın kendisini etkisiz hale getirecek olan en büyük karşıtı Hz. Mehdi (as) olduğuna göre deccalın İstanbul'da bulunmasının sebebi de Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'da faaliyet gösterecek olmasıdır.
Evet, bu akşam sizlere canlı yayında İstanbul'un en güzel mekanlarının birisinde Yuşa Tepesinden seslendik ve bu kutlu mekanda Peygamberimiz (sav)’in müjdeli haberlerini bir kez daha hatırladık.
Ahir zamanın en heyecanlı, en kıymetli ve en değerli günlerini yaşıyoruz. Her geçen gün Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği olayların gerçekleştiğine şahit oluyoruz. Ve Allah'ın izniyle çok yakın bir gelecekte Allah'ın vaadinin hak olduğunu göreceğiz, inşaAllah. Yüce Rabbimiz nurunu tamamlayacağını vaad etmiştir ve Allah'ın vaadi haktır. Şeytandan Allah'a sığınırım: “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” (Tevbe Suresi, 32)
Evet, bir sonraki programımızda başka mübarek bir mekanda görüşmek üzere hoşça kalın.