MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ENDER ATAÇ, ÖNDER ATAÇ, RUMELİ HİSARI (24 TEMMUZ 2011)
ENDER ATAÇ: İyi akşamlar sayın izleyicilerimiz. Canlı olarak sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul adlı programımızın bu akşamki bölümünü Rumeli Hisarı'nda gerçekleştiriyoruz.
ÖNDER ATAÇ: Bu akşam hem İstanbul'un önemli tarihi mekanlarından biri olan Rumeli Hisarı'nı biraz daha yakından tanıyacağız. Hem de İstanbul'umuzu bekleyen mühim gelişmelerden bahsedeceğiz.
ENDER ATAÇ: Evet. 1452'de inşa edilen Rumeli Hisarı aslında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'un fethi için yaptığı hazırlıklardan biridir. İstanbul'u fethetmeye karar veren Fatih öncelikle Yıldırım Beyazıt'ın yaptırdığı Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli Hisarı'nı yaptırmayı böylece kuzeyden gelecek olan saldırılara karşı önlem almaya amaçlamaktadır. İstanbul Boğazı'nın 600 metrelik en dar ve akıntılı kısmına inşa edilen hisar 90 gün gibi kısa bir sürede inşa edilmiştir. Hisar'ın 3 büyük kulesi bulunmaktadır. Dünyanın en büyük kale burçları olarak da bu kaleler kabul edilmektedir.
ÖNDER ATAÇ: Biliyorsun Hisar'ın inşası için Bizans'tan alınması da çok ünlü bir hikayesi var. Fatih, Bizans İmparatoru Konstantiniyye'den bir av köşkü almak için toprak ister. İmparator kendince akılcı bir yöntem bulduğunu düşünerek bu av köşkünün bir dana derisi kadar yer kaplamasını ve ancak bu kadar toprak vereceğini söyler. Bunun üzerine 2. Mehmet hem bir dana kestirip derisini yüzdürür ve deriden iplik yaptırır. Rumeli Hisarı'nın yapılacağı alanı bu iple çevirir. İmparator inşaata bakmaya geldiğinde şaşırır. Çünkü inşaata arazi değil bir dana derisi, yüzlerce dana derisi içine alacak kadar büyüktür. Durumu Fatih'e bildirdiğinde Fatih dana derisinden yaptırdığı ipi gösterir ve şöyle der: “Ben bu ipi dana derisinden eğittim. Bir fazlası varsa yıkalım.” İmparator da yanındakilerle çaresizce susar ve Hisar'ın yapımına izin verirler.
ENDER ATAÇ: MaşaAllah. Fatih Sultan Mehmet Han, Hisar'ın denize bakan tarafında bizzat kendisi çalıştığı bilinmektedir. Elbette bu, Fatih Sultan Han'ın güzel ahlakını ve tevazuunun güzel bir örneğidir. Rumeli Hisarı inşa edilirken Fatih, Peygamberimiz (sav)’in sevgisini ve dindarlığını gösteren güzel bir örnek daha yaşanmıştır. Hisar'ın uzaktan bakıldığında Peygamber Efendimiz (sav)’in Muhammed adı olan Muhammed şeklinde görünmesini istemiş ve Hisar bu şekilde inşa edilmiştir. Fatih Hisar'ın duvarlarına Arapça “Muhammed” kelimesi şeklinde olmasını istediğinden de planını buna göre tasarlamıştır. Buna göre her mim yani M harfinin bulunduğu yerde bir kule bulunmasını arzuluyordu. Kulelerden ikisi birbirinin yanında ve burnunun eteğindeydi. Üçüncüsü ise denize daha yakındı. H ve D harflerinin bulundukları yerlerde de istihkamlar yapıldı.
ÖNDER ATAÇ: Aslında Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u mutlaka almak istemesinin temelinde Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanda İstanbul'un ne kadar önemli olduğunu anlattığı hadisleri vardı.
ENDER ATAÇ: Evet, bu söylediğin çok önemli. Çünkü Osmanlı padişahlarının Peygamberimiz (sav)’in soyundan olan Hz. Mehdi (as)’a verdiği değeri ve önemi gösteriyor. Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’a hadislerde çok detaylı anlatıyor ve önemli bir zat olduğunu ifade ediyor. Dolayısıyla tüm Müslümanlar gibi Osmanlı padişahlarının da Hz. Mehdi (as)’a zemin hazırlamak gibi bilince sahip olduklarını görüyoruz.
ÖNDER ATAÇ: Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'da faaliyet yapacağını söylediği için de Sultan 2. Mehmed mutlaka İstanbul'u fethetmek ve o kutlu zata hazır etmek istiyor.
ENDER ATAÇ: Evet, bu söylediğin de çok önemli. Hatta İstanbul'un tam fethinden önce bir şüpheye kapılıyor Fatih Sultan Mehmet. Hadislerde Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'u fethedeceğini bildirdiği için, “o zattan önce kendisinin böyle bir girişimde bulunmasının yanlış olur mu” diye bir düşünceye kapılıyor Fatih Sultan Mehmet. Ve hocası ve danışmanı Büyük alim Akşemseddin Hazretleri’ne danışıyor. Akşemseddin Hazretleri ise “İstanbul'u önce Mehmet fethedecek daha sonra da Hz. Mehdi İstanbul'u tekrar fethedecek” diyerek Sultan II. Mehmed'in doğru yolda olduğunu söylüyor.
ÖNDER ATAÇ: Burada önemli bir husus daha vardır; Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul fethi, şehrin komutasının Türklere geçmesi şeklinde oluyor. Hz. Mehdi (as)'ın fethi ise manevi bir fetih olacak. Yani İslam alakalının güzelliğinin ve sıcaklığının hakim olması, Darwinist-materyalist düşüncelerin fikren etkisiz hale getirilmesi şeklinde olacak.
ENDER ATAÇ: Evet, zaten hadislerde Peygamber Efendimiz Hz. Mehdi (as)'la ilgili pekçok hadislerinde bahsetmiş. Bu hadislerden bazıları “tekbir ve tesbihlerle beraber gelecektir” diyor. Yani bunun anlamı da çok açık. Demek ki Hz. Mehdi (as) telkinle, ilmi çalışmalarla, kitaplarıyla, yazılarıyla ve fikri bir mücadele sonucunda manevi bir fetih yapacaktır. Mesela Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinden bir tanesini okumak istiyorum: “Tesbih ve tekbir getirerek Konstantiniyye'yi fethedeceksiniz.” (İbn- Mace, Fiten, c. s. 35)
Bir başka hadiste de: Allah-u Teala Hazretleri mümin kullarına Roma'nın merkezi olan İstanbul'un tesbih ve tekbir ile fethinin nasip buyurmadıkça kıyamet kopmayacaktır” diyor Peygamber Efendimiz (sav). (Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)
Konuyla ilgili başka bir hadisten de ben bahsetmek istiyorum. “Doğruyu yanlışı ayırt eden, aldatmayan, çalmayan ve dinine bağlı emriniz Hz. Mehdi (as)'ın Konstantiniyye'yi yani İstanbul'u fethedecektir.” (Mehdilik ve Imamiye , 196)
Hatta bir diğer hadiste: “Hz. Mehdi (as)'ın İstanbul'u manen fethetmesiyle üzüntülerin de son bulacağı söyleniyor. Allah Konstantiniyye'yi İstanbul'u çok sevdiği dostların elleriyle fethedecek. Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak.” (Kıyamet Alametleri, 181)
Evet, tüm bu söylediklerimiz Peygamber Efendimiz (sav)’in bize müjdeleri. Ama bizi asıl heyecanlandıran ve şevklendiren ise artık bu müjdelerin gerçekleştiği çağda yaşıyor olmamız. Çünkü Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alameti olarak bildirdiği olayların hepsi gerçekleşti. Hem de tam 30 yılı, son 30 yıl içerisinde. Çünkü Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde de: “Tesbih taneleri gibi ardı ardına gelecektir” (Ebû Hureyre radıyallahu anh., Tirmizî) dediği olaylar. Ve yaklaşık 200 tane olayın bu tarihte gerçekleşiyor olması da bizim bu dönemde yaşadığımızın apaçık delillerinden bir tanesi. Bunun sonucunda biz neyi anlıyoruz? Demek ki biz Hz. Mehdi (as) dönemindeyiz. Mehdiyet çağındayız. Allah'ın izniyle deccaliyetin karanlık bir gece gibi insanların üzerine çöktüğü, bugünlerin sabahı da çok yakın, çok yakın gelecekte insanlara acı veren, tüm zulümlerin sona erdiği, herkesin birbirine değer verdiği, saygı duyduğu, tüm insanların eşit imkanlara sahip olduğu, bilimin ve sanatın çok geliştiği bir döneme gireceğiz. Allah sevgisiyle ruhların sevinç bulduğu bir döneme doğru giriyoruz, inşaAllah. Allah inşaAllah bu güzel dönemleri bizlere yaşamaya nasip etsin. Bizleri de böyle güzel bir döneme zemin hazırlayacak insanlardan kılsın inşaAllah.
ÖNDER ATAÇ: İnşaAllah. Bu güzel günleri müjdelenen bir ayetle bugünkü programımızı sonlandıralım inşaAllah. Enbiya Suresi 105. Ayet. Şeytandan Allah'a sığınırım: “Andolsun biz zikirden sonra Zebur'da da şüphesiz arza salih kullarım varisçi olacaktır diye yazdık.”
Herkese hayırlı akşamlar. Rumeli Hisarı’ndan canlı olarak gerçekleştirdiğimiz Mübarek Şehir İstanbul adlı programımızın sonuna geldik. Herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.