MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ENDER ATAÇ, ÖNDER ATAÇ, DOLMABAHÇE SARAYI (25 TEMMUZ 2011)
ENDER ATAÇ: Canlı olarak sunduğumuz Mübarek Şehir İstanbul adlı programımızın bu akşamki bölümünde Dolmabahçe'deyiz.
Dolmabahçe'nin tarihi açısından çok büyük önemi var. Osmanlı son döneminde devlet yönetiminin yapıldığı mühim bir mekandı Dolmabahçe Sarayı. Abdülmecit son döneminde sarayın inşa edilmesinden önce burası aslında Kaplan-ı Deryalar'ın donanmayı demirledikleri bir koydu. 17. Yüzyıldan başlayarak dönem dönem doldurulmuş ve padişahların Boğaziçi'lerindeki has bahçelerinden biri konumuna getirilmiştir. Çeşitli padişahlar tarafından yaptırılan köşk ve kasırlarla donatılan Dolmabahçe Sarayı zamanla Beşiktaş Sahil Sarayı adıyla anılan bir saray görünümü kazanmıştır.
ÖNDER ATAÇ: Beşiktaş Sahil Sarayı Sultan Abdülmecit döneminde ahşap ve kullanışsız olduğu gerekçesi ile 1843 yılında başlayarak yıktırılmış ve aynı yerde günümüze dek gelen Dolmabahçe Sarayı'nın temelleri atılmıştır. Sarayın hemen yakında yer alan Dolmabahçe Camii'nin inşası ise Sultan Abdülmecid'in annesi Bezmi Alem Valide Sultan tarafından başlamış, ölümü üzerine Sultan Abdülmecid tarafından tamamlanmıştır. Dolmabahçe'yi önemli kılan özelliklerinden biri ise sadece Osmanlı Padişahları'nın ağırlanması değil, Mustafa Kemal Atatürk'ün de bu sarayda bir dönem yaşamış olmasıdır. Onun döneminde saray iki yönden önem kazanmıştır. Yabancı konukların bu mekanda ağırlanmaları, kültür ve sanat bakımından saray kapılarının dışarı açılması. Cumhuriyet döneminde Atatürk'ün İstanbul ziyaretlerini ikamet hikâye olarak kullandığı sarayda yaşanan en önemli olay 10 Kasım 1938'de Atatürk'ün ölümüdür. Atatürk, sarayın 71 nolu odasında hayatını gözlerine kapatmıştır. Çok dindar olan, hayatı boyunca yanından Kuran -ı Kerim'i ayırmayan Atatürk, vefatından önce vasiyeti niteliğinde önemli bir mektup bırakmıştır. Bu mektupta Atatürk'ün İttihad-ı İslam'dan, Hz. İsa (as)'ın inişinden ve Hz. Mehdi (as)'ın çıkışından bahsedildiği bildirilmektedir. Daha önceki programlarımızda da değindiğimiz gibi hadislerden anlaşıldığı üzere Hz. Mehdi (as) İstanbul'dadır. Ve bu mübarek şehirde faaliyet yapmaktadır.
ENDER ATAÇ: Mehdiyet konusunda üzerinde durulması gereken bir başka konu ise Hz. Mehdi (as) 'ın sevgi insanı olacağı ve onun döneminde bir damla dahi kanın akmayacağıdır. Hz. Mehdi (as) 'ın çıkışından önceki dönemde çok fazla baskı, zulüm, anarşi ve kargaşa yaşanacaktır. Çatışmalar yaşanacak, dünyanın dört bir yanında kan dökülecektir. Ancak tüm bunlar Mehdi (as)'la birlikte son bulacaktır. Hz. Mehdi (as) teröre, çatışmaya, kan dökmeye tam anlamıyla son verecek ve tüm fitneler sona erecektir. Ancak şu çok önemlidir ki, Hz. Mehdi (as) mücadelesini ilmi ve fikri olarak yapacaktır. İnsanları sevgisiyle, sabrıyla, sevecenliğiyle, şefkatiyle, güzel sözüyle, akılcı ve hikmetli açıklamalarıyla din ahlakına davet edecek ve tüm dünyanın dine yönelmesine vesile olacaktır.
ÖNDER ATAÇ: Bu gerçek, Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde şöyle haber verilmektedir: “İnsanlar, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi Hz. Mehdi (as)’ın çevresinde toplanırlar. Daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle doldurur. Adaleti o denli olur ki, uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz ve bir damla kan bile akmaz. Dünya adeta asır saadet devrine döner.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 29)
“Ona Hz. Mehdi (as) 'a biat edenler, Kabe civarındaki rükün ve makam arasında biat ederler. Uyuyanı uyandırmaz, asla kan dökmezler.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)
Hz. Mehdi (as) 'ın bir başka yapacağı faaliyetse inkarcı akımlara karşıdır. Darwinizm ve materyalizmi ilmi çalışmalarıyla tam olarak etkisiz hale getirecek ve İslam ahlakını bu şekilde hakim kılacaktır. Hz. Mehdi (as)'ın mücadelesini sükunet içinde yürüteceğini de hadislerde şöyle bildirilmiştir: “Hz. Mehdi (as) gayet sükunet içinde yürüyecektir.” (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 173)
Bir başka hadiste de: “Allah onun Hz. Mehdi (as) 'ın sayesinde kör fitneyi söndürecek, yeryüzünde emniyet ve sükun hakim olacaktır.” (Kıyamet Alametleri, s. 164)
ENDER ATAÇ: “Hz. Mehdi (as) 'ın zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak ne de bir kimsenin burnu dahi kanamayacaktır.” (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 44)
ÖNDER ATAÇ: Şiddet ve terör ortamında uyuyan bir kişinin uykusundan uyanmaması mümkün değildir. Ama Hz. Mehdi (as) Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde bildirildiği gibi uyuyan kişi dahi uyandırılmayacak kadar sakin, ilmi, kültürel ortamda İslam ahlakını hakim kılacaktır. Görüldüğü üzere Mehdiyet, insan sevgisine, saygısına dayanan, müşvik, iyi niyetli ve akılcı bir sistemdir. Ve Mehdi (as) döneminde tüm dünya bu güzel sistemle aydınlanacak, nurlanacak, ferah bulacaktır. Hadislerde ve İslam alimlerinin açıklamalarında yer alan bu bilgiler, bugünlerin yakında olduğumuzu ortaya koymaktadır.
ENDER ATAÇ: Evet, bugünlerde yaşıyoruz. Peki, bize düşen vazife ne? Bize düşen, bir yandan Allah'a gece gündüz yalvararak dua edip, İslam ahlakının hakimiyetini istemek, bir yandan da var gücümüzle bu güzellik için gayret göstermektir. Çünkü Allah ezilen, zulüm gören, baskı altına alınan kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve tüm mazlum insanların kurtuluşu için çaba göstermeyi tüm inananlara farz kılmıştır. Bir ayet-i kerimede de şöyle buyrulur, şeytandan Allah'a sığınırım: “Size ne oluyor ki? Allah yolunda ve ‘Rabbimiz bize halkı zalim olan bu ülkeden çıkar. Bize katından bir veli, koruyucu sahip gönder, bize katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına neden mücadele etmiyorsunuz?” (Nisa Suresi, 75)
Bu akşamki programımızın da canlı olarak yayınladığımız Dolmabahçe Sarayı'nda sizlerleydik. Bu akşamki programımızın da sonuna geldik. Bir başka bir günde başka bir tarih mekanda bir arada olmak dileğiyle herkese hayırlı akşamlar.