Sayın Adnan Oktar'ın 7 Mart 2018 tarihli Canlı Sohbetler yayınından.
Sayın Adnan Oktar'ın 7 Mart 2018 tarihli Canlı Sohbetler yayınından.
Makaleler
Makaleler
Makaleler
Makaleler
Makaleler
Makaleler
00:56 Videolar
01:04 Videolar
02:08 Videolar
00:31 Videolar
02:04 Videolar
00:39 Videolar
01:30 Videolar
01:00 Videolar
01:23 Videolar
00:47 Videolar
01:36 Videolar
01:36 Videolar
01:12 Videolar
00:55 Videolar
00:31 Videolar
02:19 Videolar
00:39 Videolar
04:49 Videolar
05:39 Videolar
00:52 Videolar
01:21 Videolar
02:16 Videolar
01:39 Videolar
02:44 Videolar
01:27 Videolar
Bu videoda, insanların düşünmekten kaçınmalarının yarattığı manevi boşluğun sonuçları üzerinde durulmaktadır. Tefekkür etmemenin insanı şeytanın vesveselerine ve huzursuzluğa açık hale getirdiği, buna karşılık derin düşünmenin ise zihni berraklaştırarak kişiye gerçek bir huzur kazandırdığı vurgulanmaktadır.
Kur'an'da derin derin düşünme emri yer almaktadır. Tefekkür etmek, akıl kullanmak ve üzerinde yoğunlaşmak iman edenlerin sorumlulukları arasında sayılmaktadır.
Düşünmekten kaçınan insanın zihni boş kalır ve bu boşluk şeytanın vesveseleriyle dolar. Bu durum bireyde sürekli bir huzursuzluk, kuruntu, acı ve manevi bir boğulma hissi meydana getirir.
Zihinsel berraklık, düşünce ve mantık süzgecinin sağlıklı çalışması neticesinde elde edilen huzuru ifade eder. Doğru tefekkür eden insan, vesveselerden arınarak dünyevi çalkantıların dışına çıkar ve net bir bakış açısı kazanır.
Düşünmeyenler, karanlıklar içinde kalmış ve dalgalar arasında boğuşan bir insanın durumuna benzetilir. Zihinleri kendi kuruntularının ve şeytani etkilerin esaretinde kalarak huzurdan uzaklaşmış olurlar.
Bu videoda, insanların düşünmekten kaçınmalarının yarattığı manevi boşluğun sonuçları üzerinde durulmaktadır. Tefekkür etmemenin insanı şeytanın vesveselerine ve huzursuzluğa açık hale getirdiği, buna karşılık derin düşünmenin ise zihni berraklaştırarak kişiye gerçek bir huzur kazandırdığı vurgulanmaktadır.
Kur'an'da derin derin düşünme emri yer almaktadır. Tefekkür etmek, akıl kullanmak ve üzerinde yoğunlaşmak iman edenlerin sorumlulukları arasında sayılmaktadır.
Düşünmekten kaçınan insanın zihni boş kalır ve bu boşluk şeytanın vesveseleriyle dolar. Bu durum bireyde sürekli bir huzursuzluk, kuruntu, acı ve manevi bir boğulma hissi meydana getirir.
Zihinsel berraklık, düşünce ve mantık süzgecinin sağlıklı çalışması neticesinde elde edilen huzuru ifade eder. Doğru tefekkür eden insan, vesveselerden arınarak dünyevi çalkantıların dışına çıkar ve net bir bakış açısı kazanır.
Düşünmeyenler, karanlıklar içinde kalmış ve dalgalar arasında boğuşan bir insanın durumuna benzetilir. Zihinleri kendi kuruntularının ve şeytani etkilerin esaretinde kalarak huzurdan uzaklaşmış olurlar.