Sayın Adnan Oktar'ın 28 Şubat 2018 tarihli Canlı Sohbetler yayınından.
Sayın Adnan Oktar'ın 28 Şubat 2018 tarihli Canlı Sohbetler yayınından.
Makaleler
Makaleler
Makaleler
Makaleler
Makaleler
Makaleler
00:28 Videolar
02:37 Videolar
01:53 Videolar
01:37 Videolar
00:49 Videolar
03:37 Videolar
01:19 Videolar
00:27 Videolar
03:11 Videolar
00:43 Videolar
00:53 Videolar
HD 04:23 Videolar
HD 05:36 Videolar
00:40 Videolar
00:30 Videolar
07:15 Videolar
04:15 Videolar
03:39 Videolar
07:28 Videolar
00:37 Videolar
01:30 Videolar
01:16 Videolar
01:01 Videolar
02:51 Videolar
01:39 Videolar
Bu videoda dindar bir yaşamın temelinin sadece samimiyetten geçtiği vurgulanmaktadır. İbadetlerin karmaşık bir ritüeller bütünü değil, samimi bir kalple yaşanacak bir süreç olduğu belirtilmektedir. Ayrıca dünyada işleyen sistemin aslında cennet sisteminin bir yansıması olduğu, çevremizdeki her detayın Allah'ın özel bir yaratma sanatı olduğu tefekkür edilmektedir.
İman, karmaşık ritüeller yığını olarak görülmemeli, doğrudan Allah'a karşı duyulan derin bir samimiyetle başlatılmalıdır. Samimiyet, zamanla hayatın her alanında olumlu değişimleri ve manevi derinliği beraberinde getirir.
Dünyadaki sistem, Allah'ın yarattığı mucizelerin sebep-sonuç ilişkisi ardına gizlendiği bir yapıdır. Her şeyin Allah'ın takdiriyle gerçekleştiği bu sistemde, görünen her detay aslında sonsuz yaşam olan cennetin bir yansımasıdır.
Allah, dünyadaki imtihan gereği olayları sebepler perdesi altında yaratmaktadır. Bu durum, insanların doğrudan mucizeleri görüp akıllarının ihtiyarının devre dışı kalmasını önlemek için Allah'ın koyduğu bir sistemdir.
Çevredeki küçük detayların, ışık hareketlerinin veya eşyaların tesadüfen değil, Allah'ın kaderde özel olarak belirlediği şuurlu yaratma sanatı olduğu bilinciyle tefekkür edilmelidir. Bu bakış açısı, insana dünyadaki yaşamın gerçek mahiyetini kavratır.
Bu videoda dindar bir yaşamın temelinin sadece samimiyetten geçtiği vurgulanmaktadır. İbadetlerin karmaşık bir ritüeller bütünü değil, samimi bir kalple yaşanacak bir süreç olduğu belirtilmektedir. Ayrıca dünyada işleyen sistemin aslında cennet sisteminin bir yansıması olduğu, çevremizdeki her detayın Allah'ın özel bir yaratma sanatı olduğu tefekkür edilmektedir.
İman, karmaşık ritüeller yığını olarak görülmemeli, doğrudan Allah'a karşı duyulan derin bir samimiyetle başlatılmalıdır. Samimiyet, zamanla hayatın her alanında olumlu değişimleri ve manevi derinliği beraberinde getirir.
Dünyadaki sistem, Allah'ın yarattığı mucizelerin sebep-sonuç ilişkisi ardına gizlendiği bir yapıdır. Her şeyin Allah'ın takdiriyle gerçekleştiği bu sistemde, görünen her detay aslında sonsuz yaşam olan cennetin bir yansımasıdır.
Allah, dünyadaki imtihan gereği olayları sebepler perdesi altında yaratmaktadır. Bu durum, insanların doğrudan mucizeleri görüp akıllarının ihtiyarının devre dışı kalmasını önlemek için Allah'ın koyduğu bir sistemdir.
Çevredeki küçük detayların, ışık hareketlerinin veya eşyaların tesadüfen değil, Allah'ın kaderde özel olarak belirlediği şuurlu yaratma sanatı olduğu bilinciyle tefekkür edilmelidir. Bu bakış açısı, insana dünyadaki yaşamın gerçek mahiyetini kavratır.