Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2018 tarihli Canlı Sohbetler yayınından.
Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2018 tarihli Canlı Sohbetler yayınından.
Makaleler
Makaleler
Makaleler
Makaleler
Makaleler
Makaleler
00:57 Videolar
01:07 Videolar
00:37 Videolar
01:09 Videolar
00:31 Videolar
01:46 Videolar
00:51 Videolar
00:33 Videolar
01:11 Videolar
00:46 Videolar
00:52 Videolar
01:01 Videolar
05:11 Videolar
01:35 Videolar
01:19 Videolar
02:05 Videolar
04:19 Videolar
08:56 Videolar
00:48 Videolar
00:53 Videolar
01:48 Videolar
01:17 Videolar
02:42 Videolar
00:41 Videolar
01:29 Videolar
Bu videoda, imtihanın devam etmesi için aklın ihtiyari kullanımının hayati önemi vurgulanmaktadır. Aklın devre dışı kaldığı bir ortamda imtihanın anlamını yitireceği, bilgiden ziyade kalbi samimiyetin ve Allah korkusunun esas olduğu üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, yüzeysel bilginin derin bir iman olmadan yeterli olmadığı, Hz. Mehdi örneği üzerinden açıklanmaktadır.
İmtihanın gerçekleşebilmesi için insanın kendi hür iradesiyle ve aklını kullanarak tercihte bulunması gerekir. Aklın ihtiyarı ortadan kalkarsa herkes için gerçekler güneş gibi aşikâr olur ve bu durumda imtihanın sağladığı eğitim ve arınma süreci durur.
İyi insan ile kötü insan arasındaki fark, bilginin miktarından ziyade kalbin samimiyeti, Allah'a olan derin korku ve sevgidir. İman derinliği olmayan bir kişi, teorik bilgilere sahip olsa bile ruhsal boşluk içindedir.
Sadece ezbere dayalı bilgi, insanın ruhunu manevi yönden doyurmaya yetmez. Kalbi samimiyetten yoksun bir bilgi birikimi, kişinin iman hakikatlerini kavrayıp hayatına uygulaması konusunda bir derinlik oluşturmaz.
Tefrik kabiliyeti, insanın iyi ile kötüyü, hak ile batılı ayırt edebilme yeteneğidir. İmtihan ortamında insanın üstün karakterini ve iyi niyetini ortaya koyabilmesi bu kabiliyetin doğru kullanılmasına bağlıdır.
Bu videoda, imtihanın devam etmesi için aklın ihtiyari kullanımının hayati önemi vurgulanmaktadır. Aklın devre dışı kaldığı bir ortamda imtihanın anlamını yitireceği, bilgiden ziyade kalbi samimiyetin ve Allah korkusunun esas olduğu üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, yüzeysel bilginin derin bir iman olmadan yeterli olmadığı, Hz. Mehdi örneği üzerinden açıklanmaktadır.
İmtihanın gerçekleşebilmesi için insanın kendi hür iradesiyle ve aklını kullanarak tercihte bulunması gerekir. Aklın ihtiyarı ortadan kalkarsa herkes için gerçekler güneş gibi aşikâr olur ve bu durumda imtihanın sağladığı eğitim ve arınma süreci durur.
İyi insan ile kötü insan arasındaki fark, bilginin miktarından ziyade kalbin samimiyeti, Allah'a olan derin korku ve sevgidir. İman derinliği olmayan bir kişi, teorik bilgilere sahip olsa bile ruhsal boşluk içindedir.
Sadece ezbere dayalı bilgi, insanın ruhunu manevi yönden doyurmaya yetmez. Kalbi samimiyetten yoksun bir bilgi birikimi, kişinin iman hakikatlerini kavrayıp hayatına uygulaması konusunda bir derinlik oluşturmaz.
Tefrik kabiliyeti, insanın iyi ile kötüyü, hak ile batılı ayırt edebilme yeteneğidir. İmtihan ortamında insanın üstün karakterini ve iyi niyetini ortaya koyabilmesi bu kabiliyetin doğru kullanılmasına bağlıdır.