Bir bitkiye baktığımızda çoğu zaman onun sadece sessizce büyüdüğünü düşünürüz. Oysa bitkiler, ışığın ve yerçekiminin yönünü fark eder, dokunmaya tepki verir ve çevrelerindeki değişikliklere göre hareket ederler. Kısacası, toprağa bağlı olmaları çevrelerinden habersiz oldukları anlamına gelmez. Aynı zamanda bitkiler şaşırtıcı derecede algılayıcı yeteneklerle de yaratılmışlardır. Hayatta kalmalarına yardımcı olmak için bitkiler, çevrelerindeki uyaranları algılayıp bunlara tepki verebilirler.
Bazı bitkiler dokunulduğunda aniden kapanırken, bazıları da zehirli kokulara maruz kaldığında içe doğru kıvrılır. Ve elbette, çoğu bitki ışığa tepki verir ve büyümelerine yardımcı olması için güneşe doğru yönelir, yerçekimini dahi algılarlar. Bitkinin kökleri aşağı doğru büyürken, sürgünleri yerçekiminin çekimine karşı yukarı doğru itme hareketi yapar.
Bitkilerin yerçekimini algılama ve ona tepki verme yollarından biri de statolitleri aracılığıyladır. (Statolit, bitkilerin yer çekimini algılamasını (gravitropizma) sağlayan, hücre içindeki özel ve yoğun taneciklerdir) Statolitler, hücrenin sitoplazmasından daha yoğundur ve tıpkı bir kavanoz suyun içindeki kum taneleri gibi hücre içinde sürüklenip batabilirler. Bir statolit nihayet dibe çöktüğünde, hücre zarındaki dinlenme yeri, yerçekiminin yönünü yansıtır ve bir tohumun kökünün veya filizinin nereye doğru büyümesi gerektiğine dair bir işarettir.
Bilim insanları, statolit yerinden oynarsa bunun da tohumun daha fazla büyümesini tetikleyebileceğini keşfettiler.
.jpg)
Yağmur Sesinin Enerjisi, Bir Tohumun Büyümesini Hızlandırmaya Yetiyor
MIT Profesörü Makris ve meslektaşı, MIT araştırmacısı Cadine Navarro, sığ sulak alanlarda yetişen pirinç tohumlarıyla deneyler yaptılar. Çok sayıda tekrarlanan deneyde, yaklaşık 8.000 adet pirinç tohumunu sığ su dolu küvetlere batırdılar ve bazı bölümlerini damlayan suya maruz bıraktılar. Hafif, orta ve şiddetli yağmur fırtınaları sırasında oluşan yağmur damlalarını taklit etmek için her bir su damlasının boyutunu ve yüksekliğini değiştirdiler.
"Çalışmamızın ortaya koyduğu şey, tohumların hayatta kalmalarına yardımcı olabilecek şekillerde sesi algılayabildikleridir"
MIT Profesörü Nicholas Makris
Araştırmacılar ayrıca su damlacıklarının su altında oluşturduğu akustik titreşimleri ölçmek için de bir hidrofon kullandılar. (Hidrofon, su altında ses dalgalarını algılamak ve kaydetmek için kullanılan özel bir su altı mikrofonudur) Bu ölçümleri, yağmur fırtınaları sırasında su birikintilerinde, göletlerde, sulak alanlarda ve topraklarda aldıkları kayıtlarla karşılaştırdılar. Yapılan karşılaştırmalar, laboratuvardaki su damlacıklarının doğada olduğu gibi yağmur kaynaklı akustik titreşimler ürettiğini doğruladı.
Araştırmacılar pirinç tohumlarını incelediklerinde, su sesine maruz kalan tohum gruplarının, yağmur sesine maruz kalmayan ancak diğer koşulları aynı olan tohum gruplarına göre %30 ila %40 daha hızlı çimlendiğini tespit ettiler. Ayrıca, yüzeye daha yakın olan tohumların damlacıkların seslerini daha iyi algılayabildiğini ve daha suya batmış veya daha uzakta bulunan tohumlara kıyasla daha hızlı büyüdüğünü de tespit ettiler.
Bu deneyler, su damlasının sesi ile tohumun büyüme yeteneği arasında bir bağlantı olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, yağmuru algılayabilen tohumların buna biyolojik bir tepki ortaya koyduklarını düşünüyor: Eğer yağmur sesine tepki verebilecek kadar yüzeye yakınlarsa, nemi emmek ve güvenli bir şekilde yüzeye çıkmak için en uygun derinlikte olmaları söz konusuydu.
Yağmur Damlasının Titreşimi İle Harekete Geçen Tohumlar
Ekip daha sonra damlacıkların fiziksel titreşimlerinin tohumların mikroskobik statolitlerini sarsmaya yetip yetmeyeceğini görmek için hesaplamalar yaptı. Eğer öyleyse, bu, sesin bir bitkinin büyümesini doğrudan nasıl uyarabileceğine dair mekanizmayı ortaya koyacaktı.
Bilim insanları hesaplamalarında yağmur damlasının boyutunu ve son hızını (düşen bir cismin sonunda ulaştığı sabit hız) hesaba kattılar ve damlanın üreteceği ses titreşiminin genliğini hesapladılar. Bu sayede, su veya topraktaki bu titreşimlerin suya batmış veya toprağa gömülmüş bir tohumu ne ölçüde yerinden oynatacağını veya sallayacağını ve sallanan bir tohumun tek tek hücreler içindeki mikroskobik statolitleri nasıl etkileyeceğini belirlediler.
Araştırmacılar, pirinç tohumları üzerinde yaptıkları deneylerin hesaplamalarla son derece tutarlı olduğunu buldular: yağmur sesi gerçekten de tohumun statolitlerini yerinden oynatabiliyor ve sarsabiliyordu. Bu mekanizma, bitkinin yağmur sesini 'algılayabilme' ve buna karşılık büyüme yeteneğinin temelinde kodlandığını ortaya koydu.
“Çalışmamız, bu mekanizmaların bitki tohumlarına, yağmur sesini algılayarak topraktaki veya sudaki batma derinliklerini algılama ve hayatta kalmaları için faydalı olan seviyeleri belirleme olanağı sağladığını göstermiştir.”MIT Profesörü Nicholas Makris,
Kuran’da Tohumun Filizlenmesi ve Yağmur
Tohumların yağmurun sesiyle uyanıp filizlenmesi, Kur’an’da defalarca zikredilen, Allah’ın sonsuz yaratma sanatının ve kudretinin bir tecellisidir. Kur’an’da Rabbimiz, yağmurun yağmasıyla ölü toprağın canlanmasını, tohumların filizlenmesini, bitkilerin yeşermesini mucizevi bir şekilde anlatır. Bu ayetler, bilimsel bulguların çok ötesinde, toprağın ve tohumun nasıl Allah’ın izniyle hayata döndüğünü açıkça bildirir:
“Allah, rüzgârları gönderendir; onlar da bir bulut kaldırır, derken Biz onu ölü bir beldeye süreriz, böylece onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.” (A’raf Suresi, 57)
Ayette, yağmurun toprağa hayat verdiği, ölü toprağın canlandığı ve tohumların filizlendiği bildirilmektedir. Bilimsel olarak bugün anlıyoruz ki, yağmurun sesi ve titreşimi bile tohumun içindeki hassas sistemleri harekete geçirebilmektedir. Bu, Allah’ın “Her şeyi bir ölçüye göre yarattığı” (Kamer Suresi, 49)ayetinin bir tecellisidir.
Allah Kur’an’da bizlere şöyle bildirir:
“Yeryüzü kuruduğu zaman, üzerine suyu indirdiğimizde titreşir, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.” (Hac Suresi, 5)
Ayette geçen “titreşir, kabarır” ifadesi, bilimsel olarak da gözlemlenen, yağmurun toprağa ve tohuma yaptığı fiziksel etkiyi, titreşimi ve uyanışı anlatır. Tohumun statolitlerinin titreşimle uyanması, Kur’an’ın bu mucizevi ifadesinin bir yansımasıdır.
Bu bilimsel gerçekler, tesadüflerin, kör doğa kanunlarının veya rastgele süreçlerin ürünü olamaz. Tohumun içindeki hassas algılayıcı sistemler, yağmurun sesini, titreşimini, nemini ve yerçekimini algılayıp en uygun zamanda filizlenmeye başlaması, Allah’ın “Hayy” (Her an canlıları dirilten ve yaşatan), “Müdebbir” (Her şeyi hikmetle yöneten) ve “Halik” (Yaratan) isimlerinin tecellisidir.
Sonuç olarak, tohumun yağmurun sesiyle uyanıp filizlenmesi hem Kur’an’da bildirilen mucizevi yaratılışın hem de iman hakikatlerinin açık bir delilidir. Her bir tohumun içindeki bu kusursuz sistem, Allah’ın varlığının, birliğinin ve yaratışındaki hikmetin apaçık bir göstergesidir. Rabbimiz, Kur’an’da çok sayıda ayette bu mucizevi yaratılışı düşünmemizi, ibret almamızı bildirmektedir:
“Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ayetler vardır.” (Nahl Suresi, 11)
